Türkiye'nin Somali açıklarında gerçekleştirdiği hidrokarbon arama faaliyetleri, potansiyel bir petrol keşfinin ekonomik ve hukuki boyutlarını gündeme getiriyor.
ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMALARI
İki ülke arasında imzalanan enerji iş birliği anlaşmaları çerçevesinde yürütülen bu çalışmalar, ticari ölçekte bir keşif ile sonuçlanırsa, gelir paylaşım modeli ve sahanın hukuki statüsü kritik bir önem taşıyor. Somali'nin deniz yetki alanlarını gösteren haritalar incelendiğinde, arama faaliyetlerinin yürütüldüğü alanın kıyı esas hattından yaklaşık 372 kilometre uzaklıkta olduğu görülüyor. Bu durum, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku'na göre kıyı devletlerinin Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) olarak tanımlanan 200 deniz milinin ötesine geçiyor.
HUKUKİ STATÜ VE GELİR PAYLAŞIMI
Olası petrol keşfi durumunda gelir paylaşımı, Türkiye ile Somali arasında yürürlükte olan üretim paylaşım esaslarına göre gerçekleştirilecek. Uluslararası petrol sektöründe yaygın şekilde uygulanan bu model, öncelikle arama, sondaj ve saha geliştirme yatırımlarının karşılanmasını öngörüyor. Ardından, üretimden elde edilen gelir taraflar arasında belirlenen oranlar çerçevesinde paylaşılacak. Bu sistem, hem ev sahibi ülkenin doğal kaynak gelirlerinden pay almasını hem de yatırımcı tarafın yüksek maliyet ve risklerini karşılayabilmesini hedefliyor. Uzmanlar, bu durumun olası keşiflerin hukuki değerlendirmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.



