Yeni bir torba yasa taslağı, kara para aklama ve terörizmin finansmanı gibi suçlarla mücadelede savcılara geniş yetkiler veriyor. Bu değişiklik, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesini etkiliyor ve savcıların mal varlıklarına el koyma kararını, rapor almadan verebilmesini mümkün kılıyor. Mevcut sistemde ise, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu gibi kurumların raporları şart, bu da mülkiyet haklarını koruyan bir denge sağlıyor. Ancak yeni düzenleme, bu dengeyi sarsabilir ve hak ihlallerine yol açabilir.
YENİ DÜZENLEME RİSKLERİ
Taslak, savcılara el koyma yetkisini kolaylaştırırken, somut deliller olmadan mal varlıklarını dondurma ihtimalini artırıyor. Hukuk uzmanları, bu durumun 'önce el koy sonra bakarız' mantığını teşvik edeceğini ve Anayasa'nın mülkiyet güvencesini zayıflatacağını belirtiyor. Örneğin, MASAK raporu zorunluluğunun kalkması, masumiyet karinesini tehlikeye atabilir ve şüphelileri fiilen cezalandırabilir.
HUKUK ÇEVRELERİNİN TEPKİLERİ
Hukukçular, bu değişikliğin katalog suçlarda el koymayı 'kural' haline getirebileceğini ve hakim kararlarını formaliteye indireceğini savunuyor. FATF tavsiyeleriyle uyumlu olsa da, uygulamada temel hakların korumasız kalması riski var. Kişilerin mal varlıklarını ispat yükümlülüğü getirilmesi, evrensel ceza hukuku ilkelerine aykırı görülebilir ve kamu yararı ile hak dengesini bozabilir.



