DÜNYA
Yayınlanma : 02 Ağustos 2025 12:36
Düzenleme : 02 Ağustos 2025 12:36

Saraybosna'da Uygur Türkü'nün Ölümü ve Cenaze Krizi: Çin'in Baskısı Sürüyor

Saraybosna'da Uygur Türkü'nün Ölümü ve Cenaze Krizi: Çin'in Baskısı Sürüyor
Saraybosna'da ölen Uygur Türkü Ehmetcan Ehet'in cenazesinin iki aydır morgda bekletilmesi, Çin'in uluslararası baskı yöntemlerinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor ve insan hakları örgütleri tarafından şiddetle kınanıyor.

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da 30 Mayıs 2025’te hayatını kaybeden Uygur Türkü Ehmetcan Ehet’in ölümü ve naaşının iki ayı aşkın süreyle morgda bekletilmesi, hem Uygur diasporasında hem de insan hakları çevrelerinde büyük kaygı uyandırdı. Ehmetcan Ehet, Çin’in toplama kamplarında 2016-2021 yılları arasında öğretmen ve gözetmen olarak görev yapmış, daha sonra tanıklık yaparak rejimin uygulamalarını ifşa etmişti.

ÇİN'İN İDDİALARI VE İKİ AYDIR MORGDAN ÇIKMAYAN CENAZE

2023’te Türkiye’ye sığınan ve Avrupa’ya geçmeye çalışan 42 yaşındaki Ehet, 30 Mayıs 2025’te Saraybosna Üniversitesi Klinik Merkezi’nde öldü. Hastane kayıtlarına göre vefat nedeni “hastalık” olarak bildirildi. Çin’in Saraybosna Büyükelçiliği ise, “Ai Haiti” isimli vatandaşlarının rahatsızlığı sonucu öldüğünü ve ailesini bilgilendirdiklerini açıkladı. Ancak cenaze iki aydır morgdan çıkmadı. Uygur aktivistlerine göre Çin makamları defin işlemini geciktiriyor ve Uygur kuruluşlarının cenazeyi İslami usullere göre defnetmesine izin vermiyor.

DOĞU TÜRKİSTAN İNSAN HAKLARI İZLEME DERNEĞİ'NİN AÇIKLAMASI

Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR), Ehet’in ölümüne ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, olayın sadece bireysel bir kayıp değil, Çin’in ulusötesi baskı yöntemlerinin geldiği noktayı gösteren çarpıcı bir örnek olduğu vurgulandı. Dernek, Ehet’in Avrupa basınına verdiği röportajlar ve Çekya Parlamentosu’nda sunduğu tanıklığın ardından Çin tarafından hedef haline getirildiğini öne sürdü. Ölümünün “gizemli” koşullarda gerçekleştiği, ardından naaşının Saraybosna’daki hastane morgunda iki ay boyunca bekletildiği belirtildi. ETHR, Çin'in uzun süre sessiz kaldıktan sonra cenazeyi sahiplenmesini, ancak bağımsız bir otopsi talebine izin vermemesini endişe verici bulduğunu ifade etti. Cenazenin verilmemesinin Uygur diasporası üzerinde psikolojik bir baskı oluşturduğu ve yaşayan tanıklara yönelik bir gözdağı niteliği taşıdığı dile getirildi. Dernek, benzer bir örnek olarak İstanbul’da yaşayan Uygur Türkü Yusuf Amat’a 2020 yılında düzenlenen suikast girişimini hatırlattı. Çin için casusluk yapmaya zorlandığını açıklayan Amat, 2 Kasım 2020’de uğradığı silahlı saldırı sonucu felç kalmıştı. Bu olayların Çin istihbaratının yurt dışındaki tanıklara yönelik tehdit ve baskı örüntüsünün bir parçası olduğuna dikkat çekildi.

ETHR'NİN BEŞ TALEP MADDESİ

ETHR, beş temel talepte bulundu: Şeffaf ve bağımsız soruşturma; naaşın İslami usullere uygun biçimde defnedilmesi; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve uluslararası kamuoyunun bu vakaya kayıtsız kalmaması; casusluk, kaçırma, sindirme ve bürokratik engelleme gibi yöntemlere karşı devletlerin ortak mücadele etmesi; ve ev sahibi ülkelerdeki Uygurların güvenliğinin sağlanması için diplomatik ve yasal önlemlerin artırılması. Açıklamanın sonunda sürecin yalnızca Uygur toplumu değil, insan haklarına duyarlı tüm kesimlerin ortak sınavı olduğu vurgulanarak, Ehmetcan Ehet'in şüpheli ölümü ve cenaze krizinin küresel vicdanın bir sınavı olduğu belirtildi.