GÜNDEM
Yayınlanma : 04 Aralık 2025 17:24
Düzenleme : 04 Aralık 2025 17:24

Papa'nın Türkiye Ziyareti: Batı'nın Umudu Mu, Stratejik Bir Hamle Mi?

Papa'nın Türkiye Ziyareti: Batı'nın Umudu Mu, Stratejik Bir Hamle Mi?
Papa'nın Türkiye ziyareti, Katolikliğin gücünü yeniden kazanma çabası ve Siyonizm esaretinden kurtulma arayışının bir parçası olarak analiz ediliyor. Türkiye'nin küresel çatışma ortamında barış ve istikrar kaynağı olarak görülmesi, ziyareti

Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve AK Parti Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak, 'Hafıza: Büyük Resim' programında Papa 14. Leo'nun Türkiye ziyaretinin ardındaki stratejik nedenleri ve Katolik dünyasının Siyonizm esaretinden kurtulma çabalarını masaya yatırdı. Ziyaretin, Hristiyan camiası ve ABD için de politik bir boyut taşıdığı vurgulandı.

Papa'nın Türkiye'yi Seçmesinin Ardındaki Siyasi ve Dini Nedenler

Ersin Çelik, Papa'nın ziyaretinin sadece Türkiye'yi değil, Hristiyan dünyasını ve Amerika'yı da ilgilendirdiğini belirtti. Katolikliğin son 150 yılda zayıflamasıyla oluşan otorite boşluğunu Siyonizm ve Evanjelizm'in doldurduğunu ifade eden Çelik, Hristiyanlığı yeniden ayağa kaldırma çabalarının İznik'teki toplantının nedenini oluşturduğunu söyledi. İbrahim Ufuk Kaynak ise, Türkiye'nin ziyaretle aynı gün gerçekleştirdiği teknolojik atılımın ülkeyi masada buyurgan bir güç haline getirdiğini vurguladı. Papa'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan küresel çatışma ortamında barış ve istikrar kaynağı rolünü üstlenmesini istemesinin, Türkiye'nin diplomatik liderliğinin küresel tescili olarak değerlendirildiğini ekledi.

Hristiyanlıkta Bölünmeler ve Türkiye'nin Rolü

Kaynak, Hristiyanlığın temellerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Hz. İsa'nın "Hristiyanlık" adında bir din getirmediğini, "Hristiyan" kelimesinin hiçbir belgede geçmediğini belirtti. Hristiyanlığın sonradan, özellikle Aziz Petrus'tan sonra şekillendiğini ve İznik Konsili'nde Matta, Yuhanna, Luka ve Markos İncilleri'nin seçilerek diğerlerinin reddedildiğini anlattı. İskenderiyeli Papaz Arius'un Hz. İsa'nın tanrıyla eşit yetkilere sahip olmadığı yönündeki itirazının büyük tartışmalara yol açtığını ve Katoliklerin "üçlü" (Baba, Oğul, Kutsal Ruh ve Meryem Ana) anlayışını kabul ettiğini, ancak bu durumun Bizans'taki Tasvir Kırıcılığı olayı gibi iç çatışmalara da neden olduğunu dile getirdi. Konstantin'in İmparatorluğu birleştirmek amacıyla topladığı İznik Konsili'nin, Hristiyanlığın paganizme kaydığı ve "üçlü tanrı" anlayışının Ortodoksluk ile Katoliklik arasındaki temel ayrımı başlattığını ve 1054'teki aforozlarla bu ayrımın keskinleştiğini açıkladı. Papa'nın Türkiye'ye gelmesinin, Katolikliğin gücünü yitirmesi ve yeniden otorite arayışında olmasından kaynaklandığını, bu arayışın ise İstanbul'da yoğunlaştığını belirtti. Türkiye'nin, küresel çatışma ortamında barış ve istikrar kaynağı olarak görüldüğünü ve Papa'nın bu rolü üstlenmesini beklediğini ifade etti.

Batı'nın Çaresizliği ve Türkiye'nin Güç Gösterisi

Kaynak, Papa'nın Gazze'deki zulümden bahsetmemesinin, barış yanlısı söylemleriyle çeliştiğini ve çaresizliğini dile getirdiğini söyledi. Türkiye'nin ise tam tersine, hem hadislerden hem de Mevlânâ'dan örnekler vererek barışçıl bir tutum sergilediğini belirtti. Medeniyetler Çatışması'nın bir teori değil, gerçekleşmekte olan bir durum olduğunu vurgulayan Kaynak, Avrupa ve Amerika'nın kendi içinde anlaşmazlıklar yaşadığını, Rusya'nın ise bölünme planlarıyla meşgul olduğunu aktardı. Bu karmaşanın ortasında Türkiye'nin barış ve istikrar kaynağı olarak öne çıktığını ifade etti. Ziyaretin yapıldığı Cihannûma Salonu'nun sembolik ve politik anlamının altını çizen Kaynak, Türkiye'nin aynı gün gerçekleştirdiği ve "görünmeden görmek, vurulmadan vurmak" felsefesiyle yapılan teknolojik atılımın, dünya tarihinde ilk kez bir gücün dengesini altüst ettiğini ve Türkiye'nin artık plan yapan bir ülke konumunda olduğunu söyledi. Türkiye'deki muhaliflerin bu durumu küçümsemesini ve komplo teorilerine sarılmasını ise bir acizlik olarak nitelendirdi.