EKONOMİ
Yayınlanma : 09 Mart 2026 15:00
Düzenleme : 09 Mart 2026 15:00

Ortadoğu Ateşi Asya'yı Sarstı: Enerji Güvenliği Tehlikede mi?

Ortadoğu Ateşi Asya'yı Sarstı: Enerji Güvenliği Tehlikede mi?
Ortadoğu'daki jeopolitik gerilimler, Asya'nın enerji güvenliğini tehdit ediyor. Stratejik petrol stokları yeterli olsa da, ülkeler arası eşitsizlikler ve rafineri kapasitesinin etkilenmesi riski sürüyor. Çin en büyük rezervlere sahipken, Hi

Ortadoğu'daki jeopolitik tansiyon, Asya ülkelerinin enerji güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, Orta Doğu kaynaklı petrol arzında yaşanabilecek kesintiler nedeniyle stratejik petrol stoklarının yeterli olmasına rağmen ülkeler arasındaki eşitsizliklerin ve bölgedeki rafineri kapasitesinin olası etkilerinin enerji güvenliği üzerinde baskı oluşturduğunu belirtiyor.

TÜM GÖZLER ASYA'NIN STOKLARINDA

ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, bölgedeki enerji üretimi, petrol sevkiyatı ve deniz taşımacılığı üzerinde önemli riskler yaratıyor. Bu durum, bazı büyük üreticilerin güvenlik ve lojistik endişeleriyle üretimlerini azaltmasına yol açarak küresel petrol arzına ilişkin endişeleri artırdı ve petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıdı. Bu krizden en çok etkilenmesi beklenenler ise Orta Doğu petrolüne bağımlı Asya ülkeleri. Uluslararası veri analitik şirketi Kpler'in Kıdemli Petrol Uzmanı Homayoun Falakshahi'ye göre, Asya-Pasifik bölgesinde şu anda yaklaşık 1 milyar 780 milyon varil petrol depolanıyor ve bunun 722 milyon varili stratejik rezervlerde bulunuyor. Çin, yaklaşık 400 milyon varil ile en büyük stratejik petrol rezervine sahip ülke konumunda. Japonya'nın rezervleri 265 milyon, Güney Kore'nin 57 milyon ve Hindistan'ın ise sadece 30 milyon varil civarında. Asya-Pasifik bölgesinin günlük petrol talebi 25-26 milyon varil olup, bunun 21 milyon varili ithalatla karşılanıyor ve 10,6 milyon varili Basra Körfezi'nden geliyor. Japonya'nın stratejik rezervlerinden salım yapmayı değerlendirdiği söylentileri, diğer ülkelerin de benzer adımlar atabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ancak ülkeler arasındaki rezerv farklılıkları, koordineli bir salımın önünde engel teşkil ediyor. Çin'in rezervleri Basra Körfezi ithalatını yaklaşık 170 gün karşılayabilirken, Hindistan'ın rezervleri sadece 11 gün yeterli oluyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol ise şu an için rezerv salımına ihtiyaç olmadığını belirtiyor.

RAFİNERİLER RİSK ALTINDA

S&P Global Energy Küresel Yakıtlar ve Rafinaj Başkanı Yardımcısı Dan Evans, ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimin, Orta Doğu'dan yoğun petrol ithal eden Asya ülkelerindeki rafineri sektörünü doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulundu. Krizin belirsizliği nedeniyle hükümetler en kötü senaryoya hazırlanıyor. Bu durum, iç piyasaya öncelik verilmesi ve rafineri çalıştırma oranlarının düşürülerek ihracatın yasaklanması gibi önlemleri beraberinde getirebilir. Çin'in yeni ürün ihracat onaylarını askıya alması ve Tayland'ın ihracatı durdurması, bu önlemlerin yayılma potansiyelini gösteriyor. Evans'a göre, dünyadaki rafinaj kapasitesinin yarısından fazlası doğrudan etkilenecek. Hürmüz Boğazı içindeki günlük yaklaşık 6 milyon varillik kapasite saldırı riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, çatışma bölgesi içinde veya yakınındaki günlük yaklaşık 6 milyon varillik rafineri kapasitesi de risk altında. Orta Doğu petrolünü işleyen günlük yaklaşık 42 milyon varil kapasiteli diğer rafineriler de ham petrol tedarikinde sorun yaşayabilir. Bu krizden hiçbir ülke veya rafineri tamamen muaf olmayacak. En dayanıklı olanlar yerli ham petrole erişimi olan veya önemli stoklara sahip ülkeler (OECD ve Çin) olurken, en kırılganlar ise ithalata bağımlı ve sınırlı stoklara sahip ülkeler (bazı Afrika ülkeleri gibi) olacak. Uzun sürecek bir kriz, rafinerilerin stratejik önemini yeniden düşünmeye sevk edebilir ve gelecekteki rafineri yatırımları ile kapatma kararlarını etkileyebilir.