DÜNYA
Yayınlanma : 07 Mart 2026 11:09
Düzenleme : 07 Mart 2026 11:09

Ortadoğu alev aldı: İran'la savaşın ilk haftası, 7 kritik soruyla mercek altında

Ortadoğu alev aldı: İran'la savaşın ilk haftası, 7 kritik soruyla mercek altında
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonları ilk haftasını tamamlarken, bölgede artan gerilim ve sivil kayıplar endişe yaratıyor. Liderlik krizi, asimetrik savaş yöntemleri ve uluslararası hukuki tartışmalar, savaşın geleceğine dair belirs

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı ve "Epic Fury" ile "Roaring Lion" adlarıyla anılan operasyonlar, savaşın sekizinci gününe girerken bölgedeki tansiyon zirveye ulaştı. Bu geniş çaplı operasyonlar, sadece İran'ın askeri kapasitesini hedef almakla kalmayıp, Orta Asya'dan Avrupa sınırlarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada milyonlarca insanın yaşamını ve geçim kaynaklarını tehdit ediyor. Uzmanlar, bu tür bir çatışmanın Ortadoğu'yu istikrarsızlaştıracağına dair endişelerini dile getirirken, bu endişeler hızla gerçeğe dönüşüyor. İşte İran Savaşı'nın ilk haftasında yaşanan kritik gelişmeler ve olası senaryoları aydınlatan 7 temel soru.

İRAN SAVAŞI'NIN ARKA PLANI VE HEDEFLERİ

İran, İsrail ve ABD arasındaki uzun yıllara dayanan düşmanlıklar, Tahran yönetiminin Ortadoğu'daki nüfuzunu artırma çabaları ve nükleer programı, savaşın temel nedenleri arasında gösteriliyor. ABD, İran'ın nükleer programını askeri amaçlı olarak değerlendirirken, İsrail de bu programı büyük bir tehdit olarak görüyor. Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin sona ermesinin ardından başlayan bombardımanlar, İsrail'in İran'ın füze ve nükleer kapasitesini ortadan kaldırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Bazı yorumculara göre ise operasyonun nihai hedefi, İran'da rejim değişikliğini tetiklemek ve muhalif grupları destekleyerek iç savaşı kışkırtmak olabilir.

SİVİL KAYIPLAR VE YAYILAN ETKİLER

Savaşın ilk haftasında İran Kızılayı'nın verilerine göre 1.332 kişi hayatını kaybetti. Güneydeki Minab kentinde bir ilkokula düzenlenen bombardımanda çok sayıda çocuğun yaşamını yitirmesi yürekleri burktu. Sri Lanka açıklarında İran'a ait bir savaş gemisinin vurulması sonucu en az 87 denizci hayatını kaybetti. İsrail'in Lübnan'daki saldırılarında ise yüz binlerce kişi yerinden edilirken, Lübnan Sağlık Bakanlığı 217 kişinin öldüğünü ve 798 kişinin yaralandığını bildirdi. İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırıları ise Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkelerde de can kayıplarına neden oldu. Bu saldırılar, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini aksatarak küresel petrol arzını zorlarken, uluslararası hava trafiğini de olumsuz etkiliyor.

LİDERLİK, MUKAVEMET VE HUKUKİ MEŞRUİYET

Savaşın ilk gününde İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in hayatını kaybetmesi, ülkede belirsiz bir liderlik krizi yarattı. Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'in olası lider adaylarından biri olduğu konuşulurken, İran geçici bir yönetim mekanizması tarafından idare ediliyor. İran'ın konvansiyonel askeri gücü ABD ve İsrail'e kıyasla sınırlı olsa da, Tahran yönetimi asimetrik savaş yöntemleriyle karşılık vermeye devam ediyor. Körfez ülkelerinin tarafsız kalıp kalamayacağı belirsizliğini korurken, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler doğrudan savaşa dahil olmanın risklerinden çekiniyor. Savaşın uluslararası hukuk açısından meşruiyeti de tartışma konusu. ABD ve İsrail'in önleyici meşru müdafaa argümanına karşın, pek çok hukukçu ve siyasetçi bu görüşe katılmıyor. İngiltere ve İspanya gibi ülkeler, operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak katılmayacaklarını açıkladılar.