Çek Cumhuriyeti'nin Zvicina Tepesi eteklerindeki ormanlık alanda iki dağcının keşfi, adeta zamanda yolculuk gibiydi. Taş bir duvarın dibine gizlenmiş, biri alüminyum diğeri demir iki kap, içlerinde toplamda 7 kilogramı bulan altın sikkeler ve dönemin göz alıcı ziynet eşyalarıyla doluydu. Bu tarihi hazine, Hradec Kralove Doğu Bohemya Müzesi'nin kapılarını araladı ve uzmanların titiz incelemelerine konu oldu.
BİLİNÇLİ BİR SAKLAMA OPERASYONU
Yapılan ilk analizler, bu hazinenin alelade bir kayıp olmadığını, aksine bilinçli ve özenli bir şekilde saklandığını ortaya koydu. Birbirinden yaklaşık bir metre mesafede gömülen kaplardan alüminyum olanı, adeta bir mücevher kutusu gibiydi. İçinde siyah bir kumaşa sarılmış ve ustaca dizilmiş 598 adet altın sikke, tam 3,7 kilogram ağırlığındaydı. Bu yalnızca bir başlangıçtı.
OSMANLI İMZALI BİR HAZİNE
Demir kutu ise, dönemin yaşam tarzına dair ipuçları sunan birbirinden değerli eşyalarla doluydu: 16 sigara tabakası, 10 bilezik, bir tel cüzdan, bir tarak ve zincirle süslenmiş bir pudralık... Sikkelerin 1808 ile 1915 arasına tarihlenmesi, bir dönemin ekonomik haritasını çiziyordu. Ancak en şaşırtıcı detay, Avusturya-Macaristan imparatorluğuna ait paralardaki 1920'li ve 1930'lu yıllara ait eski Yugoslavya (özellikle Sırbistan ve Bosna) mühürleriydi. Bu durum, hazinenin en geç 1930'larda gömüldüğünü net bir şekilde kanıtlıyor. Koleksiyondaki uluslararası çeşitlilik ise göz kamaştırıcı: Fransa, Avusturya-Macaristan, Rusya, İtalya, Romanya, Belçika ve en önemlisi Osmanlı İmparatorluğu/Türkiye kökenli paralar... İlginçtir ki, hazinenin saklandığı dönemde geçerli olan Alman markı veya Çekoslovak kronu bu hazinenin içinde yer almıyordu. Bu, adeta bir dönemin ekonomik ve siyasi karmaşasını yansıtan gizemli bir tablo çiziyor.



