Ankara ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi ile uluslararası basının ve diplomasi dünyasının dikkatini üzerine çekerken, Türkiye'nin misafirperverliği ve kültürel öğeleri sosyal medyada geniş yankı buldu. Almanya'dan Japonya'ya uzanan coğrafyalardan gelen katılımcılar, Türk mutfağına ve düzenlenen etkinliklere duydukları hayranlığı dile getirdiler.
TARİHİN SESİ MEHTERAN İLE YÜKSELDİ
Zirvenin en unutulmaz anlarından biri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan tarafından Külliye'de verilen akşam yemeği resepsiyonu öncesindeki karşılama töreniydi. Davet edilen dünya liderleri, Külliye'ye teşrif ederken, her biri için özel olarak seçilmiş mehter marşlarıyla karşılandılar. Bu coğrafyanın savaş tarihindeki eşsiz yerini simgeleyen mehter marşları, her lider için farklı bir tarihi dönemi temsil eden özel bir gösteriyle icra edildi.
BİR YAZARIN GÖZÜNDEN TARİH VE MÜZİK BAĞINTISI
Bulgar yazar Sophia Proneikos'un, bu tarihi anı kendi perspektifiyle yorumlayan paylaşımı, X platformunda viral oldu. Proneikos, "Kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışıyor diye değil, Türkiye’nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: 'Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.'" ifadeleriyle törenin derinliğini çarpıcı bir dille anlattı. Binlerce beğeni alan yazısında Proneikos, mehterin sadece bir askeri bando olmadığını, aynı zamanda bir silah olduğunu vurgulayarak, "Osmanlı orduları Belgrad, Konstantinopolis, Rodos, Mohaç veya Viyana’ya doğru ilerlerken, ilk duyulan şey devasa ‘kös’ davullarının gürültüsüydü; bunu ‘zurnaların’ delici sesi, ardından da pirinç trompetler ve çınlayan ziller izliyordu; çünkü müzik sadece orduya eşlik etmekle kalmaz, ordunun kendisinin bir parçasını oluştururdu; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaş başlamadan çok önce düşmanı bir imparatorluğun ilerlediğine ikna etmekti." şeklinde ekledi. Avrupa'nın Osmanlı müziğinden etkilenerek kendi askeri bandolarında bu tarzı benimsediğini hatırlatarak, "İşte tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimsenin Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmaya çalıştığı için değil, Türkiye’nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığı için: geçmiş bir yük değil, bir dildir; ve bu dili konuşmayı bilen milletler, tarihlerini asla sadece konuşmalarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter." diyerek sözlerini tamamladı.



