NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türkiye'deki savunma sanayiinin hem ülkenin kendi ihtiyaçlarını karşılaması hem de uluslararası pazarda ihracat yapmasıyla dikkat çekici bir model oluşturduğunu belirtti.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ ÖRNEK MODEL
Ankara'da düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda konuşan Rutte, Türk savunma şirketlerinin öncelikli olarak Türkiye'nin gereksinimlerini giderdiğini, ardından NATO coğrafyası ve diğer ülkelere ihracat gerçekleştirdiğini vurguladı. Bu yapının, savunma sanayiinde toplumsal bütünlüğü kapsayan, başarılı bir yaklaşım örneği olduğunu ifade etti. Rutte, bazı NATO üyesi ülkelerin de Türkiye'nin bu modelini kendi ulusal stratejilerine entegre edip edemeyeceklerini araştırdığını ekledi.
BİRLİKTE ÇALIŞMANIN ÖNEMİ
Savunma sanayiindeki ilerlemenin tek bir ülkenin gücüyle sınırlı kalamayacağını belirten Rutte, "Tek bir ülke endüstriyel devrimi tek başına sağlayamaz. Birlikte yapmak zorundayız. Biz NATO'yuz. Kabiliyetlerimizi, teknolojimizi ve sanayimizi bir araya getiriyoruz," diyerek ittifak içi iş birliğinin kritik önemini vurguladı. Bu iş birliğinin, savunma yeteneklerinin ve üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik olduğunu belirtti.
MÜHİMMAT ÜRETİMİNDE HIZLI BÜYÜME
Rutte, NATO'nun mühimmat üretim kapasitesini hızla artırma yolunda önemli adımlar attığını da sözlerine ekledi. İttifakın 2027 yılına kadar yıllık yaklaşık 4 milyon mühimmat üretme hedefine ulaşmayı amaçladığını dile getirdi. Bu konuda kayda değer ilerleme kaydedildiğini ancak mücadelenin henüz bitmediğini, daha fazla üretim ve daha hızlı hareket etme gerekliliğini ifade etti. Rutte, müttefiklerin Türkiye'nin üretim modelini incelemesinin altını çizdi.



