Japonya'nın güneybatısındaki Minamata kasabası, 1950'lerin başında sokaklarda kontrolsüzce titreyerek ve zıplayarak ölen kedilerle dehşete kapıldı. Yerel halkın "Dans eden kedi ateşi" olarak adlandırdığı bu gizemli olaylar, kısa süre sonra on binlerce insanı felç edecek ve öldürecek, 20. yüzyılın en büyük endüstriyel çevre felaketinin habercisiydi.
KASABAYI SARAN GİZEMLİ HASTALIK
İlk vakalar kedilerde görülse de, Minamata halkında da açıklanamayan semptomlar baş gösterdi. İnsanlar denge kaybı, şiddetli titreme, konuşma güçlüğü ve uzuvlarda hissizlik yaşamaya başladı. Ağır vakalar komaya giriyor ve haftalar içinde hayatını kaybediyordu. Felaketten etkilenen Masami Ogata, o dönemi "Uzun süre hasta olduğumuzu söyleyemedik çünkü insanlar bunun bulaşıcı olduğunu düşünüyordu. Ailemiz toplumdan dışlandı" sözleriyle anlatıyor.
CHISSO FABRİKASININ KARANLIK SIRRI
Kasaba halkının büyük çoğunluğunun çalıştığı Chisso kimya fabrikası, plastik üretiminde katalizör olarak cıva kullanıyor ve ortaya çıkan son derece zehirli metilcıva atıklarını on yıllar boyunca doğrudan Minamata Körfezi'ne boşaltıyordu. Şirket yetkilileri "Kimse deniz suyu içmez" diyerek kendilerini savunsalar da, metilcıva önce mikroorganizmalara, oradan da yerel halkın temel besin kaynağı olan balıklara ve deniz ürünlerine geçerek besin zincirinin zirvesindeki insanları zehirliyordu. Zehirli balık yememiş olsa bile, zehir anne karnındaki fetüslere geçerek bebeklerin ağır nörolojik engellerle doğmasına neden oluyordu.
FELAKETİN DÜNYAYA YANKISI VE DERSLER
Felaketin küresel çapta duyulması, ünlü Life dergisi fotoğrafçısı W. Eugene Smith'in çektiği "Tomoko ve Annesi Banyoda" adlı fotoğraf ile oldu. Japon hükümeti ancak 1968'de (ilk vakalardan 15 yıl sonra) felaketin fabrikadan salınan metilcıva kaynaklı olduğunu resmen kabul etti. Resmi rakamlara göre yaklaşık 3.000 kişi doğrudan etkilendi ve 1.800 kişi hayatını kaybetti. Bu trajedi, 2013 yılında cıva kullanımını kısıtlayan uluslararası "Minamata Cıva Sözleşmesi"nin imzalanmasına vesile oldu. Bugün Minamata Hastalığı Müzesi'nde hikaye anlatıcısı olarak çalışan Masami Ogata, "Hastalık bitmedi ama dünyanın bizim yaşadıklarımızdan cesaret ve ders alabileceğini düşünüyorum" diyerek bu karanlık tarihin unutulmasına izin vermiyor.


