Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde yarattığı baskı, merkez bankalarını yerel para birimlerini koruma ve rezervlerini güçlendirme yönünde politikalara itiyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile İran'ın misillemeleri, enerji arzına ilişkin riskleri artırarak küresel enflasyon beklentilerini yükseltirken, değişen faiz beklentileri ve güçlenen dolar endeksi varlık fiyatlarında belirgin bir oynaklığa neden oldu.
DÖVİZ LİDİTESİ DESTEKLENİYOR
Bu dönemde döviz likiditesini desteklemek amacıyla altın kaynaklı işlemler kullanıldı ve işlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde gerçekleştirildi. Bankaların Merkez Bankası (TCMB) ile swap işlemlerine yeniden yönelmesi, sistemde bir döviz likiditesi sıkıntısı olmadığını ve uygulanan kur rejiminin sağlıklı işlediğini gösteriyor. TCMB, bankalara Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak amacıyla Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap işlemlerine başlayarak, hem kredi hem de faiz tarafındaki oynaklığı önlemeyi ve Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletmeyi hedefliyor.
UZMANLARDAN DEĞERLENDİRMELER
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, TCMB'nin rezerv yönetimi ve likidite araçlarıyla esnek ve kontrollü bir yaklaşım sergilediğini, bu adımların fiyat istikrarını destekleyip finansal istikrarı güçlendirdiğini belirtti. Stratejist Cüneyt Paksoy ise Merkez Bankası'nın elindeki araçları etkin kullandığını ve petrol fiyatlarındaki belirsizlik ortamında bu tür müdahalelerin gerekli olduğunu söyledi. Paksoy, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Londra temaslarının da olumlu sonuçlar verebileceğini ekledi. Pariterium Danışmanlık şirketinin kurucusu Dr. İsmet Demirkol, döviz rezervlerinin fiyat istikrarını engelleyecek unsurlarda kullanılmasını doğru bir hamle olarak değerlendirirken, TCMB'nin bu adımlarla doların yükselişini önlediğini ve olası bir faiz artışı adımının önemine dikkat çekti.



