Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan yeni bir analiz, politika faizindeki indirimlerin bankacılık sektöründeki kredi ve mevduat faizlerine etkisini detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.
FAİZ İNDİRİMLERİ BANKA FİYATLAMALARINI NASIL ETKİLİYOR?
Ahmet Deryol, Mehmet Emre Şamcı ve Efe Mert Ustaoğlu tarafından hazırlanan ve TCMB'nin blog sayfası Merkezin Güncesi'nde yer alan analiz, politika faizindeki değişikliklerin kredi ve mevduat fiyatlamaları üzerindeki geçişkenliğini mercek altına alıyor. Analiz, bankaların fonlama maliyetlerini politika faizine göre ayarladığını ve bu durumun mevduat faizlerinde dalgalanmalara yol açabildiğini vurguluyor. Politika faizinin altında fiyatlama yapılması mevduatlarda gerilemeye neden olabilirken, politika faizinin üzerinde fiyatlama yapılması fonlama maliyetlerini artırıyor.
UZUN VADELİ FAİZLERDE BEKLENTİLER VE RİSKİN ROLÜ
Analiz, kredi faizlerinin mevduat faizlerinden farklı etkilenebildiğini belirtiyor. Bankalar, fonlama maliyetlerinin yanı sıra düzenleme maliyetleri ve kar beklentilerini de kredi fiyatlarına ekliyor. Kredilerin vadelerinin daha uzun olması nedeniyle, enflasyon beklentileri ve geri ödenmeme riski gibi faktörler kredi faizlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu kapsamda, TCMB'nin 2025 Temmuz-Ekim döneminde politika faizinde yaptığı 650 baz puanlık indirimin, TL mevduat ve ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşlere yol açtığı görülüyor. İhtiyaç kredisi faizlerindeki düşüş ise görece daha sınırlı kalmış durumda.
KALICI FAİZ İNDİRİMİ İÇİN KRİTİK FAKTÖRLER
Analiz, uzun vadeli faizlerin kalıcı olarak gerileyebilmesi için enflasyon beklentilerinin sabitlenmesi ve risk priminin düşük tutulmasının önemine dikkat çekiyor. Para politikasında sıkı duruşun korunmasının, hem kredi ve mevduat faizlerini etkilemek hem de faiz aktarımının kalıcılığını sağlamak açısından kritik bir rol oynadığı vurgulanıyor. Bulgular, TCMB'nin faiz indirimlerinin kredi ve mevduat faizlerine yansıdığını, kısa vadede politika faizinin, uzun vadede ise beklentiler ve risk algısının belirleyici olduğunu gösteriyor.



