DÜNYA
Yayınlanma : 18 Haziran 2026 15:31
Düzenleme : 18 Haziran 2026 15:31

Kuraklık Belasıyla Savaşan Fas, Kendi Suyunu Üretecek Dev Projelere İmza Atıyor

Kuraklık Belasıyla Savaşan Fas, Kendi Suyunu Üretecek Dev Projelere İmza Atıyor
Fas, kuraklıkla mücadele kapsamında dev bir su stratejisi uyguluyor. Deniz suyu arıtma tesisleri, barajlar ve atık su geri kazanımıyla 2030'a kadar içme suyunun %60'ını denizden karşılama hedefi var.

Fas, ardışık yedi yıl süren ve ülkenin su kaynaklarını, tarımsal üretimini ve kentlerin su arzını derinden etkileyen kuraklık kriziyle mücadele kapsamında, iddialı bir ulusal su stratejisini hayata geçiriyor. Hükümet, son kış yağışlarının baraj doluluk oranlarını %46'ya yükselterek kuraklığın resmen sona erdiğini duyursa da, yağışlardaki düzensizliği yapısal bir tehdit olarak görüp su güvenliği alanındaki yatırımlarını hızlandırma kararı aldı.

SU GÜVENLİĞİ İÇİN BÜYÜK YATIRIMLAR

Yaklaşık 14 milyar dolarlık bir bütçeyle hayata geçirilen bu entegre strateji, deniz suyu arıtma tesisleri, yeni barajlar, gelişmiş su nakil hatları ve atık su geri kazanım projelerini kapsıyor. Fas, bu kapsamlı çalışmalarla 2030 yılına kadar içme suyunun %60'ını deniz suyundan temin etmeyi ve yıllık arıtılmış su üretim kapasitesini 1,7 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyor. Halihazırda 17 tuzsuzlaştırma tesisi faaliyette olan ülkede, 4 tesisin inşaatı devam ederken 9 tesisin de planlama aşamasında olduğu belirtildi.

AFRİKA'NIN EN BÜYÜK ARITMA TESİSİ KAZABLANKA'DA

Stratejinin en dikkat çekici projesi, Fas'ın en yoğun nüfuslu ve sanayi bölgelerinden Büyük Kazablanka'ya bağlı Sidi Rahal'de inşa edilen Kazablanka deniz suyu arıtma tesisi. Yaklaşık 6,5 milyar Fas dirhemi (yaklaşık 613 milyon euro) yatırımla hayata geçirilen bu kamu-özel ortaklığı projesi, tamamlandığında yıllık 300 milyon metreküplük kapasitesiyle Afrika'nın en büyük tuzsuzlaştırma tesisi olma özelliğini taşıyacak. Bu tesisin, Kazablanka, Settat, Berrechid ve Bir Jdid gibi yüksek su talebi olan bölgelerin ihtiyacını karşılaması bekleniyor. Tesisin yüksek enerji ihtiyacının, çevresel etkileri azaltmak amacıyla yerli rüzgar enerjisiyle karşılanacağı bilgisi de projenin sürdürülebilirlik vurgusunu pekiştiriyor. Uzmanlar, arıtma atık suyunun (brine) denize deşarjının kontrol altında tutulması gerektiği konusunda uyarıda bulunarak, aksi takdirde kıyı ekosistemleri üzerinde olumsuz etkiler oluşabileceğine dikkat çekiyor. Tarım sektörü, suyun en büyük kullanıcısı olmaya devam ederken, denizden arıtılan suyun yüksek maliyeti nedeniyle tarımsal kullanımı şimdilik sınırlı kalıyor. Yüksek maliyet, düşük ticari değere sahip ürünlerde maliyet bariyeri oluştururken, domates ve meyve gibi ihracata yönelik ürünlerde ise bu maliyetin karşılanabildiği gözlemleniyor. Devlet, küçük üreticilere sübvansiyonlar ve atık su karışımları gibi çözümlerle destek sağlamayı amaçlıyor. Hükümet, su arzını artırma çabalarının yanı sıra, yer altı ve baraj suları üzerindeki baskıyı azaltmak için kurak bölgelerde suya bağımlı ürünlerin yetiştirilmesine yönelik yasal kısıtlamalar da getiriyor.