İran savaşı sonrasında Körfez ülkelerini nelerin beklediği üzerine önemli bir analiz yapıldı. Carnegie Enstitüsü, savaş sonrası Ortadoğu için üç olası senaryo ortaya koydu.
UMUT VERİCİ İŞBİRLİĞİ
Birinci senaryo, "Umut Verici Bir İşbirliği" olarak adlandırılıyor. Bu senaryoya göre, Körfez ülkeleri savunma sanayilerini birleştirme yoluna gidecek. Bahreyn'den Katar'a kadar tüm Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri, İran füzelerine hedef olmaktan kaçınmak için entegre bir hava savunma sistemi kurma zorunluluğu hissediyor. Sadece silah almakla kalmayıp, üretim yapma gündeminin de olduğu belirtiliyor. Ukrayna ile dronsavar teknolojisi alanında yapılacak iş birliği ve bölgede geliştirilecek füze savunma sistemleri, ABD’ye olan savunma bağımlılığını azaltabilir. Ekonomik açıdan ise Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin inşa edeceği boru hatlarıyla bypass edilebilir. Tüm bölgeyi birbirine bağlayacak "Körfez Demiryolu" projesinde ilerleme kaydedilmesi, bölgeyi yeni bir rotaya sokabilir.
KIRILGAN STATÜKO
İkinci senaryo, "Kırılgan Statüko" olarak adlandırılıyor. Bu senaryoya göre, savaşın getirileriyle oluşan zorunlu işbirliği, barış sağlandığında eski çekişmelere dönüşebilir. Analistlere göre, sınır anlaşmazlıkları ve ekonomik rekabet, ortak para birimi veya ortak ordu gibi büyük hedeflerin önünde engel teşkil ediyor. Körfez ülkeleri, bu durumda faturayı kime kesecekleri konusunda da ayrışabilir. Birleşik Arap Emirlikleri, ABD ve İsrail ile ilişkilerini güçlendirirken; Umman ve Suudi Arabistan, Washington’un savaşı başlatma biçimine daha temkinli yaklaşmaktadır.
YENİ KÖRFEZ ÇATLAĞI
Üçüncü ve en endişe verici senaryo, "Yeni Bir Körfez Çatlağı". Bu olasılık, Riyad ve Abu Dabi arasındaki ekonomik vizyon farklılıklarının jeopolitik bir kopuşa dönüşebileceğini öngörüyor. Uzmanlar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin İsrail ile derinleşen güvenlik ittifakının, Suudi Arabistan’ı Tahran ile yeni bir denge kurmaya zorlayabileceği görüşündeler. Carnegie Enstitüsü'ne göre, Birleşik Arap Emirlikleri'nin sert dış politikası, onu bölge komşularının gözünde "Katar benzeri", izole bir güç haline getirebilir. Carnegie'nin analizine göre, Körfez ülkeleri ortak duruş sergiledikleri takdirde bölgesel bir güç odağına dönüşme potansiyeline sahiptir. Aksi takdirde, Körfez, küresel aktörlerin nüfuz mücadelesinde stratejik bir oyun alanı olarak kalmaya devam edecektir.



