Güvenli Sokaklar Derneği, köpek saldırılarına karşı mevcut cezaların caydırıcı olmadığını ve yasaların etkin şekilde uygulanmadığını vurgulayarak yetkililere acil çağrıda bulundu. Derneğin kurucusu Murat Pınar, 10 yaşındaki kızı Mahra Melin Pınar'ı sahipsiz köpeklerden kaçarken kaybetmenin acısıyla bu mücadeleyi başlattı. Pınar, cezaların yetersizliğine ve uygulamadaki ciddi eksikliklere dikkat çekerek, köpeklerin kontrolsüz bırakılmasına karşı daha sıkı önlemler alınması gerektiğini belirtti.
YASAL ÇERÇEVE VE UYGULAMA ZAFİYETLERİ
Murat Pınar, konunun hukuki boyutunu net bir şekilde açıkladı: 'Kedi ve köpekler ya sahiplidir, sahibi bakım ve gözetimden sorumludur; ya da sahipsizdir, bu durumda yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. 2 Ağustos 2024 itibarıyla 'sahiplenmeden' 'bakıp, gözetmek' mümkün değildir. Türkiye mevzuatında sokaklara yem veya yemek artığı dökmek bir hak değil, kabahattir ve cezası vardır.' Bu açıklama, sorunun yasal temellerini ortaya koyarken, uygulamadaki boşlukları da gözler önüne seriyor.
DEĞİŞEN YASALARA RAĞMEN SAHADA DEĞİŞİM YOK
Dernek yönetim kurulu üyesi Avukat Devrim Koçak, 30 Temmuz 2024'te Hayvanları Koruma Kanunu'nda yapılan değişikliklere rağmen sahada somut bir ilerleme kaydedilmediğini ifade etti. Bu durum, yasal düzenlemelerin pratikte yetersiz kaldığını ve daha etkin denetim mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Son dönemde Adana'da valilik kararıyla sahipsiz köpeklerin toplanmaya başlaması, Amasya'da şehir merkezinde ölü bulunan köpek ve kediler, ve Kayseri'de köpek çarpması sonucu yan yatan araçta 2 kişinin yaralanması gibi olaylar, sorunun aciliyetini ve yaygınlığını vurguluyor.
TOPLUMSAL FARKINDALIK VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Güvenli Sokaklar Derneği, yalnızca cezaların artırılmasını değil, aynı zamanda mevcut kuralların titizlikle uygulanmasını talep ediyor. Dernek, sokaklara yemek artığı dökülmesinin engellenmesi, sahipli hayvanların kayıt altına alınması ve sahipsiz hayvanların düzenli olarak kontrol edilmesi gibi önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu çağrı, hem bireysel sorumlulukları hem de kurumsal görevleri kapsayarak, toplum sağlığı ve güvenliği için kapsamlı bir yaklaşım öneriyor.



