Kocaeli'de meydana gelen ve yürekleri dağlayan fabrika patlaması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) acı bir tartışmaya dönüştü. Sunulan bir soru önergesiyle, bu trajedinin önlenebilir bir iş kazası olduğu ve alınması gereken güvenlik tedbirlerinin neden göz ardı edildiği sert bir dille sorgulandı.
KAYIPLAR VE GÖZ ARDI EDİLEN ŞİKAYETLER
Önergede, hayatını kaybeden işçilerin kimlikleri ve durumları üzerinde duruldu. Patlamada yaşamını yitirenlerden ikisinin henüz çocuk yaşta olması ve üçünün ise emeklilik hayalleri kuran kadınlar olması, olayın vahim boyutunu gözler önüne serdi. Dahası, söz konusu atölye hakkında daha önce CİMER'e yapılan şikayetlerin dikkate alınmadığı, iş güvenliği zaafiyetlerinin, sigortasız çalıştırmanın ve çocuk işçi istihdamının denetim eksikliğinden kaynaklanan bir ihmaller zinciriyle devam ettiği vurgulandı.
RUHSAT MESELESİ VE YETKİLİLERİN SORUMLULUĞU
Meclis'e taşınan önergede, atölyenin ruhsatlı olup olmadığı ve eğer ruhsatı yeni belediye yönetimi tarafından verildiyse, işverenin beyan ettiği kimyasal dolum faaliyetiyle ruhsat türünün uyumlu olup olmadığı gibi kritik sorular yöneltildi. Patlamanın ardından yedi bürokratın görevden alınması, olayın münferit bir kaza değil, sistematik bir ihmalin sonucu olduğunu açıkça ortaya koydu. Bu acı olayın, ucuz işgücü sömürüsüne dayalı politikaların bir bedeli olduğu ve Avrupa'da iş kazalarında en kötü sicile sahip ülkelerden biri olmamızın acı bir göstergesi olduğu da hatırlatıldı.



