Doğu Afrika'daki Kivu Gölü, derinliklerinde barındırdığı devasa miktardaki metan ve karbondioksit gazları nedeniyle bilim dünyası tarafından dünyanın en tehlikeli doğal oluşumlarından biri olarak kabul ediliyor.
TEHLİKELİ GÖL, GÜVENLİK SORUNU
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Ruanda sınırında yer alan Kivu Gölü, ilk bakışta sakin bir doğa harikası gibi görünse de suyun derinliklerinde ölümcül bir dengeyi barındırıyor. Yaklaşık 1,2 milyon nüfuslu Goma şehrinin kıyısında bulunan bu göl, bilimsel literatürde 'katil göl' olarak tanımlanıyor. Bu tanımlamanın temel sebebi, göl tabanında hapsolmuş halde bulunan yaklaşık 6 gigaton karbondioksit ve büyük miktardaki yanıcı metan gazı tabakalarıdır.
SAATLİ BOMBA RİSKİ
Gölü bir 'saatli bomba' haline getiren unsur, bölgenin tektonik yapısıdır. Dünyanın en hareketli sismik hatlarından birinde yer alan Kivu Gölü, her an depremlerin veya hemen yanındaki aktif Nyiragongo Yanardağı’ndan gelecek lav akıntılarının tehdidi altında. Olası bir sarsıntı veya ani ısı değişimi, suyun altındaki gaz katmanlarının yer değiştirmesine ve 'limnik patlama' denilen olayın gerçekleşmesine yol açabilir. Bu durum, gölün kapağı açılmış bir asitli içecek gibi püskürmesi anlamına geliyor.
GÜVENLİK VE ENERJİ ARAYIŞI
Günümüzde göldeki gaz doygunluk oranının %60 seviyelerine ulaştığı tahmin ediliyor. Bu durum yerel hükümetleri hem bir güvenlik önlemi hem de bir ekonomik fırsat arayışına itmiş durumda. Ruanda, KivuWatt gibi projelerle gölün dibindeki metan gazını çekerek elektrik enerjisine dönüştürüyor. Ancak bu süreç, gaz çıkarma işlemi sırasında suyun doğal katman yapısının bozulması ve gazı alınan suyun tekrar göle bırakılması gibi risk faktörlerini de beraberinde getiriyor.


