Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 30 Haziran 2026 tarihinden itibaren altı aylık süre için Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı'nı devraldı. 'Özerk Bir Birlik, Dünyaya Açık' sloganıyla yola çıkan yönetimin, AB'nin stratejik özerkliğini güçlendirmek, güvenlik ve savunma alanında dayanıklılığını artırmak ve Birliğin küresel rolünü genişletmek gibi hedefleri bulunuyor. Programda, Türkiye'nin mevcut AB çerçevesinde aday ülke statüsünün korunacağı ve ilişkilerin devam edeceği de vurgulandı.

UZMANLARDAN KRİTİK UYARILAR
Emeritus Profesör İlter Turan, GKRY'nin dönem başkanlığından büyük beklentiler beslenmemesi gerektiğini belirtti. Turan'a göre, GKRY'nin adada bir Türk varlığını istemediği ve tüm adayı kontrol altına alma arzusu taşıdığı, AB'nin de bu tutumu şimdiye kadar desteklemeyi tercih ettiği yönünde bir eğilim var. Turan, GKRY'nin başkanlığı süresince Türkiye'ye yönelik 'limanlarınızı açın' gibi baskıların artabileceği konusunda dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.
SİYASİ ETKİSİZLİK VE KURUMSAL TIKANIKLIK
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden Emre Gönen, GKRY'nin dönem başkanlığının siyasi anlamda büyük bir etki yaratmasının zor olduğunu vurguladı. Gönen, bu görevin daha çok idari bir rol üstlendiğini ve küçük ülkelerin AB adına güçlü diplomatik hamleler yapmasının beklenemeyeceğini söyledi. Türkiye-AB ilişkilerindeki temel sorunun kurumsal diyalogların aksaması ve Yunanistan ile GKRY'nin oy birliği şartı nedeniyle süreci kilitleyebilme potansiyeli olduğunu ekledi.
TEKNİK DİYALOG VURGUSU
Başkent Üniversitesi'nden Prof. Hasan Ünal, Türkiye'nin AB ile tüm siyasi temasları kesmesi ve bunu açıkça ilan etmesi gerektiğini savundu. Ünal, GKRY'nin AB adına düzenleyeceği toplantılara üst düzey katılım olmaması, sadece ekonomi ve Gümrük Birliği gibi konularda teknik düzeyde görüşmeler yapılması yönünde bir öneride bulundu. AB Troikası ile yapılacak görüşmelerde gündemin netleştirilmesi ve Kıbrıs veya Doğu Akdeniz gibi konuların kesinlikle gündeme getirilmemesi gerektiğini ifade etti.


