Karadeniz'in dalgalı sularında gün doğmadan işe koyulan balıkçılar, tuttuğu her balıkla ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyor. Bu yılın ilk on ayında 278 milyon dolarlık su ürünü ihracatı, onların emeğinin dünyaya uzanan hikayesi oldu. Rusya'dan Japonya'ya kadar uzanan bu ticaret ağı, bölge insanının azmini ve dayanıklılığını yansıtıyor.
DENİZİN SESİNİ DİNLEYEN ELLER
Ahmet Usta, 35 yıldır aynı tekneyle Karadeniz'in soğuk sularında balık avlıyor. 'Bu deniz bize ekmek veriyor' diyen Ahmet, 'Her sabah denize açılırken dualarımızı ederiz. Şimdi tuttuğumuz balıklar Japonya'ya kadar gidiyor. Bu bizi gururlandırıyor ama asıl önemli olan çocuklarımızın geleceği' diye ekliyor. Onun gibi yüzlerce balıkçı, ailelerinin yüzünü güldürmek için fırtınalı denizlerle mücadele ediyor.
GELECEĞE UMUTLA BAKAN GÖZLER
Bölgedeki genç balıkçılar, yeni pazarların açılmasıyla umutlarını tazeliyor. 28 yaşındaki Mehmet, 'Babamdan öğrendiğim bu mesleği sürdürüyorum. Yeni ülkelere ihracat yapmamız bize güven veriyor' diyor. Ancak iklim değişikliği ve aşırı avlanma endişeleri, bu umutların arkasındaki gerçekleri hatırlatıyor. Her balıkçı, denizin gelecek nesillere de kalması için daha sorumlu avlanmanın öneminin farkında.
BİR TEKNENİN ARDINDAKİ HAYATLAR
Her ihracat rakamının ardında, balıkçı ailelerinin hayat mücadelesi var. Fatma Hanım, kocasının her sabah denize açılmasını beklerken, 'Deniz bize hem ekmek veriyor hem de korku' diye anlatıyor. 'Ama şimdi balıklarımızın dünyanın dört bir yanına gitmesi, emeğimizin değer bulduğunu gösteriyor.' Bu küçük teknelerdeki hayatlar, global ticaretin insani yüzünü ortaya koyuyor.



