İsrail basınında yayımlanan bir analiz, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında derinleşen ilişkilerin Orta Doğu'dan Afrika ve Asya'ya uzanan yeni bir bölgesel güç ekseni yarattığını vurguladı. İsrailli güvenlik uzmanı Dr. Anat Hochberg-Marom'a göre bu eksen, İsrail'in diplomatik, güvenlik, enerji ve jeopolitik manevra alanını daraltan yapısal bir tehdit anlamına geliyor.

YENİ BÖLGESEL EKSEN VE İSRAİL'İN ENDİŞESİ
Analizde, Washington ile Ankara arasındaki ilişkilerin yeniden ısınması ve Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki askeri-güvenlik iş birliğinin İsrail'de ciddi endişe kaynağı olduğuna dikkat çekildi. Hochberg-Marom, Türkiye'nin Suriye'de nüfuzunu artırması, Irak, Ürdün ve Lübnan'la güvenlik bağlarını güçlendirmesi ve Pakistan ile Suudi Arabistan arasında planlanan NATO benzeri güvenlik anlaşmasına dahil olma arayışının Tel Aviv'in kaygısını derinleştirdiğini belirtti.

TÜRKİYE'NİN GÜÇLENEN KONUMU VE 'TÜRK KORİDORU'
Hochberg-Marom, bu adımların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen gerçekçi bir stratejinin parçası olduğunu ifade etti. Analizde, Türkiye'nin Suudi Arabistan, BAE, Katar, Pakistan ve Mısır ile kurduğu çok katmanlı ilişkilerle askeri, ekonomik ve ideolojik etkisini geniş bir coğrafyada derinleştirdiği vurgulandı. Türk-Suudi iş birliğinin enerji ve lojistik boyutuyla 'Türk Koridoru' olarak tanımlanan yeni bir jeoekonomik hattı güçlendirdiği, bu koridorun İsrail'in enerji ve transit merkez olma iddiasını zayıflatabileceği kaydedildi.
İSRAİL'İN STRATEJİK İKİLEMİ VE UYARILAR
İsrailli uzman, İsrail'in Atina ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu hattın stratejik bir atılımdan çok, Türk Koridoru'na karşı geliştirilen gecikmiş bir 'yama' olduğuna dikkat çekti. Hochberg-Marom'a göre İsrail'in önündeki en büyük sınav, bu yeni jeopolitik tabloda haritayı doğru okumak ve proaktif bir strateji geliştirmek. Aksi halde, Türkiye merkezli bu yeni eksenin kalıcı hale gelmesiyle İsrail'in bölgesel ağırlığının daha da aşınabileceği uyarısında bulundu.


