GÜNDEM
Yayınlanma : 26 Şubat 2026 05:04
Düzenleme : 26 Şubat 2026 05:04

İsrail'in 'Büyük İsrail' hayali ortalığı ateşe mi atıyor? Bölgedeki ittifaklar kan donduruyor!

İsrail'in 'Büyük İsrail' hayali ortalığı ateşe mi atıyor? Bölgedeki ittifaklar kan donduruyor!
İsrail'de 'Büyük İsrail' emelleri ve Kahanizm ideolojisinin siyasetin merkezine yerleşmesi, bölgede yeni ittifakları tetikliyor. Hindistan ile kurulan savunma odaklı işbirliği, Ortadoğu'yu yeni bir savaşın eşiğine getirebilir.

İsrail siyasetindeki son açıklamalar, işgalci gücün bölgesel emellerine dair endişeleri artırıyor. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, 'Ortadoğu'ya sahip olmanın İsrail'in doğal hakkı olduğunu' savunmasının ardından, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 'yeni eksen' söylemi ve muhalefet lideri Yair Lapid'in Siyonizm ve İncil temelli sınır vurgusu, bölgeye yönelik teolojik bir çerçeve çiziyor. Bu durum, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin İsrail'e desteğini ve savunma anlaşmalarını gündeme getirmesiyle daha da provokatif bir boyut kazanıyor. İşgalci güç, Arzı Mevud emellerini gerçekleştirmek için tüm Ortadoğu'yu ateşe atacak hazırlıklar içinde.

SINIRLARI KUTSAL KİTAP BELİRLİYOR

İşgalci güçte iktidara en güçlü alternatif olarak görülen Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid, 'İsrail’in özgün sınırları konusunda İncil düzeyinde bir anlaşmazlığımız yok' diyerek Evanjelik elçinin sözlerini savundu. Lapid, 'Siyonizm İncil’e dayanır. Toprak üzerindeki tapumuz İncil’dir. İncil’deki İsrail sınırları nettir. Temelde büyük, geniş ve mümkün olan en büyük İsrail' ifadeleriyle, Arzı Mevud hedefini açıkça ortaya koydu. Bu yaklaşımın 'güvenlik ve pratik değerlendirmelerle' sınırlanabileceğini belirtse de, ilkesel olarak 'maksimum toprak, maksimum güvenlik' anlayışını savundu. Daha önce dile getirdiği 'maksimum sayıda Yahudi, maksimum toprak ve minimum Filistinli' yaklaşımının da bu çerçevede değerlendirilebileceği kaydedildi.

KAHANİZM SİYASETİN MERKEZİNDE

Lapid’in sözleri, İsrail siyasetinde yalnızca sağ partilerin değil, kendisini 'liberal' ve 'seküler' olarak tanımlayan merkez muhalefetin de Siyonizm’i dini metin temelli bir tarihsel hak iddiası üzerinden tanımladığını gösteriyor. Bu durum, işgalci güçte iktidarın sırtını dayadığı, Filistin topraklarının Yahudileştirilmesi ve Yahudi olmayanlarla savaşılması gerektiğini vazeden Kahanizm ideolojisinin, daha geniş bir ideolojik zemin üzerinden İsrail siyasetinin merkezine yerleştiğini gösteriyor.

HİNDİSTAN'DAN HABEŞİSTAN'A KADAR CEPHE

Netanyahu son açıklamalarında, İsrail’in bir tarafta 'yaralı Şii ekseni', diğer tarafta ise 'Sünni Müslüman Kardeşler ekseni' ile karşı karşıya olduğunu söyleyerek işgalci güç için cepheyi tüm Ortadoğu olarak belirten skandal bir çıkış yapmıştı. İsrail’in bu iki 'aşırılıkçı İslam' eksenine karşı kendi eksenini oluşturması gerektiğini savunan Netanyahu, Purim bayramına atıfla Tevrat’taki 'Hodu’dan Kuş’a' (Hindistan’dan Habeşistan’a) uzanan ifadeyi kullanarak Akdeniz’e kadar uzanan 'tam bir çember' tasavvurundan söz etti. Bu söylem, İsrail’in yalnızca savunma değil, bölgesel güç mimarisini yeniden şekillendirme hedefi taşıdığı şeklinde yorumlandı. Hindutva (Hindusiyonizmi) ideolojisinin savunucusu Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin İsrail'e ziyareti ve savunma sanayii başta olmak üzere birçok anlaşmaya imza atması bekleniyor. Bu ittifak, Müslümanları hedef alıyor.