ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı savaşı başlatma emrini verdiğinde, ordusunun birkaç hafta içinde İran'ı yenip zaferle geri döneceğini umuyordu.
BEKLENEN ZAFER GERÇEKLEŞMEDİ
Dünya da benzer bir beklenti içindeydi. USS Abraham Lincoln ve Gerald R. Ford uçak gemileri, İran'a karşı yüzlerce savaş uçağıyla birlikte konuşlandığında, Batı ülkeleri ikinci bir Venezuela operasyonu bekliyordu. Ancak 28 Şubat Cumartesi günü, diplomasi umutları ve Ali Hamaney'in etkisi ile bu beklentiler yerle bir oldu. Bir ayı dolduran savaş, İran'ın mağlup olmamasıyla birlikte ABD'nin korkularını gerçeğe dönüştürdü ve Trump'ın 'saldırgan diplomasisinin' sınırlarını ortaya koydu.
İRAN'IN NÜKLEER SİLAH ÜRETME POTANSİYELİ
Savaşın galibi gibi görünen İran, ABD'nin istemediği tüm şartların gerçekleşmesine neden oldu. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah elde etme endişesi taşırken, İran yeni liderliği ile nükleer silah üretebileceklerini duyurdu. Ayrıca, İran İHA ve füzeleri Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü sağladı. Enerji ihracatına yönelik yaptırımlar kısmen kaldırılırken, İran aniden petrol gelirleri elde etmeye başladı. İran halkı ise hükümete karşı dururken, yaşanan saldırılara rağmen birlik oldu ve protestolar başarısızlıkla sonuçlandı. ABD üsleri yerle bir olurken, askerler ağır alanlardan çekilmek zorunda kaldı. Dünya ticaretinin kısıtlanması, ABD'de enflasyonun yükselmesine yol açtı. Trump, savaşın getirdiği krizin etkilerini hissetmeye başladı ve halkın desteği azaldı. Oy oranları yüzde 35'in altına düştü. Bu şartlar altında Trump, İran ile bir anlaşmanın yakın olduğunu belirterek savaştan çekileceğinin mesajını verdi. Ancak bu durum, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini tanımak anlamına gelecek. Trump'ın savaştan çekilmesi veya devam etmesi, her iki durumda da onun için büyük bir felaket senaryosu oluşturuyor. Bu arada 10 bin ABD askeri, İran'a karşı olası bir kara operasyonu için hazırlıklarını sürdürüyor.



