İran'dan Türkiye sınırına doğru yönelen bir balistik füzenin düşürülmesi, NATO'nun Türkiye'yi nasıl koruduğuna dair soruları gündeme getirdi. Milli Savunma Bakanlığı'nın gelişmeleri NATO ile koordineli takip ettiğini açıklamasının ardından, İttifak'ın entegre hava ve füze savunma sisteminin işleyişi önem kazandı.
TEHDİT TESPİT VE GÖZETLEME AŞAMASI
NATO'nun savunma şemsiyesi üç aşamalı bir yapıya sahip. İlk aşama olan gözetleme ve tespit sürecinde, karada ve denizde konuşlu radarlar ile AWACS (Erken Uyarı Uçakları) gibi unsurlar devreye giriyor. Malatya Kürecik'teki 1000 kilometre menzilli AN/TPY-2 erken uyarı radarı, sistemin 'gözü' olarak görev yapıyor. Konya'daki NATO üssünde bulunan AWACS uçakları, mobil radar desteği ve komuta-kontrol yetenekleri sunuyor. Ayrıca Doğu Akdeniz'de görev yapan Aegis sistemiyle donatılmış Arleigh Burke sınıfı muhripler de Türkiye'nin hava sahasını kapsayacak şekilde konumlandırılmış durumda.
MUHAREBE YÖNETİMİ VE ENTEGRASYON
Savunma sisteminin ikinci aşaması, 'Muharebe Yönetimi' olarak adlandırılıyor. Radarlardan elde edilen tüm veriler, NATO'nun Komuta, Kontrol, Haberleşme ve İstihbarat merkezlerine ulaştırılıyor. Bu merkezlerde tehdit analizleri yapılıyor ve ilgili silah sistemlerine emirler iletiliyor. Belçika'daki SHAPE, Almanya'daki Ramstein Hava Komutanlığı ve Eskişehir'deki Hava Muharip Komutanlığı gibi birimler bu süreçte kritik rol oynuyor. Farklı ülkelerin sensör ve silah verilerinin birleştirilmesiyle oluşturulan tek bir "Tanımlanmış Hava Resmi", hava savunma operasyonlarının etkin yönetilmesini sağlıyor.
AKTİF MÜDAHALE VE YERLİ KATKILAR
NATO'nun koruma şemsiyesinin üçüncü ve son aşaması ise 'Harekat', yani tehdidin aktif hava ve füze savunma sistemleriyle bertaraf edilmesi. Tehdit teyit edildikten sonra komuta merkezi tarafından verilen emirlerle savunma sistemleri harekete geçiyor. Türkiye'ye yönelik füze tehdidinde, Doğu Akdeniz'deki bir muhripten fırlatılan SM-3 Block 2A tipi önleyici füzeler veya İncirlik yakınlarındaki Patriot PAC-3 bataryaları devreye girebiliyor. NATO'nun savunma yapısı, üye ülkelerin yerel projeleriyle de destekleniyor. Türkiye'nin geliştirdiği Çelik Kubbe projesi ve devam eden SİPER uzun menzilli hava savunma sistemi çalışmaları da bu mimariye yerel güç katıyor.


