DÜNYA
Yayınlanma : 01 Mart 2026 10:40
Düzenleme : 01 Mart 2026 10:40

İran'da Liderler Birer Birer Hedef Oluyor: Suikastler Tarihi Tekrarlıyor Mu?

İran'da Liderler Birer Birer Hedef Oluyor: Suikastler Tarihi Tekrarlıyor Mu?
İran liderlerinin suikastlarla dolu geçmişi, Ali Hamaney'den Kasım Süleymani'ye, Muhsin Fahrizade'den Muhammed Ali Recai'ye kadar uzanıyor. Bu olaylar, ülkenin siyasi istikrarını ve uluslararası ilişkilerini derinden etkiliyor.

İran'ın siyasi tarihinde suikastler, devrimler ve darbeler kadar derin izler bırakmış durumda. Özellikle son 100 yılda, ülkenin en üst düzey liderlerinin hedef alınması, tarihin tekrar eden bir trajedisi olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanlarından başbakanlarına, dini liderlerinden nükleer bilimcilerine kadar pek çok önemli isim, suikastların kurbanı oldu. Peki, bu suikastların ardında kimler var ve İran'ı bu karanlık yola iten sebepler neler?

SİLİK İSİMDEN DEVLETİN ZİRVESİNE: ALİ HAMANEY'İN ZORLU YOLCULUĞU

Rejim içinde başlangıçta silik bir isim olarak görülen Ali Hamaney, İran İslam Devrimi'nin ardından hızla yükselerek Ayetullah Humeyni'nin yakın çevresinde yer aldı. 1981 yılında cumhurbaşkanı adayıyken bir suikast girişiminden ağır yaralı olarak kurtulan Hamaney'in sağ kolu felç kaldı. Humeyni'nin 1989'daki ölümünün ardından ülkenin dini lideri olan Hamaney, Ortadoğu'yu sarsan savaşlara ve iç karışıklıklara sahne olan bir dönemde ülkeyi yönetti. Ekonomik sıkıntılar ve protestolarla geçen bu süreçte, 7 Ekim saldırıları sonrası ABD ve İsrail ile artan gerilim, 2025 yılında ABD'nin İran'a hava harekatı düzenlemesiyle doruk noktasına ulaştı. Müzakerelere rağmen devam eden gerilim, ABD ve İsrail'in operasyonuyla Hamaney'in hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.

BİR DÖNEMİN SONU: SÜLEYMANİ VE FAHRİZADE SUİKASTLARI

İran'ın bölgedeki stratejik operasyonlarının mimarı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, 2020'de ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla Bağdat Havalimanı yolunda düzenlenen bir drone saldırısında hayatını kaybetti. Washington, bu saldırıyı "aktif bir tehdidi durdurma" gerekçesiyle savunurken, Tahran misilleme olarak ABD'nin Irak'taki üslerini vurarak 110 Amerikan askerini yaraladı. Aynı yıl, İran'ın nükleer programının "babası" olarak bilinen nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade de Tahran yakınlarında gerçekleştirilen bir suikastla öldürüldü. İsrail'in Mossad'a atfedilen bu saldırının, uydu üzerinden kumanda edilen otomatik bir silah sistemiyle gerçekleştirildiği belirtildi.

TARİHİN TEKRARI: RECİ VE RAZMARA SUİKASTLARI

İran liderlerinin suikastlarla dolu geçmişine bir başka örnek de dönemin Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai ve Başbakan Muhammed Cevad Bahonar'ın 1981'deki suikastı. Halkın Mücahitleri Örgütü'nün sızdığı iddia edilen bir failin yerleştirdiği bombanın patlaması sonucu hayatlarını kaybeden Recai ve Bahonar'ın yerine Ali Hamaney geçti. Daha öncesinde, 1951'de Şah Pehlevi döneminde Başbakan Hacı Ali Razmara, petrolün millileştirilmesine karşı çıktığı iddiasıyla öldürüldü. Bu suikast, İran iç siyasetindeki milliyetçi dalgayı güçlendirerek Muhammed Musaddık'ın iktidara gelmesini ve petrol endüstrisinin devletleştirilmesini sağladı. Son olarak, 2024'teki helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ölümü de suikast iddialarını gündeme getirdi. Kazanın ardından İran Genelkurmay Başkanlığı olayın ağır hava koşullarından kaynaklandığını açıklasa da, konvoydaki diğer helikopterlerin güvenle iniş yapabilmesi şüpheleri artırdı.