DÜNYA
Yayınlanma : 09 Mart 2026 07:33
Düzenleme : 09 Mart 2026 07:33

İran'a yönelik hain saldırı: Arkadan vuran dost kim?

İran'a yönelik hain saldırı: Arkadan vuran dost kim?
Hint Okyanusu'nda yaşanan trajik saldırı, İran Donanması'na ait IRIS Dena'nın batmasıyla sonuçlandı. Hindistan'ın geminin konumunu İsrail'e bildirdiği iddiaları büyük tartışmalara yol açtı.

Hint Okyanusu'nda yaşanan trajik olay, sadece askeri bir kayıp değil, aynı zamanda diplomatik tarihe geçecek ağır bir sadakatsizlik iddiasını ortaya çıkardı. İran Donanması'na ait IRIS Dena fırkateyni, Hint karasularından ayrıldıktan sonra gerçekleştirilen bir saldırı sonucunda battı; 104'ten fazla denizci hayatını kaybetti. Olayın arka planında, Hindistan'ın İran'ı tatbikata davet edip geminin konumunu İsrail'e bildirdiğine dair çarpıcı iddialar bulunuyor.

Hint generalin açıklamaları tartışma yarattı

Raisina Diyaloğu'nda konuşan Hint Kara Kuvvetleri Komutanı General Upendra Dwivedi, yaşanan olayı "talihsiz" olarak nitelendirirken, İran gemisinin yalnızca Hint karasularında bulunduğu sürece korunduğunu, uluslararası sulara geçtikten sonra ise geminin tam konumunun İsrail'e bildirildiğini kabul etti. Bu açıklamalar, Hindistan'ın diplomatik ilişkilerindeki güven bunalımını daha da derinleştirdi.

Tatbikat sürecindeki tuzağın detayları

Hindistan'ın ev sahipliği yaptığı prestijli MILAN 2026 Deniz Tatbikatı, olayın fitilini ateşleyen süreç oldu. Yeni Delhi yönetimi, İran Donanması'nı bu tatbikata "Şeref Konuğu" olarak davet etti. İran, bu daveti kabul ederek en deneyimli personelini ve en donanımlı gemilerinden birini bölgeye gönderdi. Ancak tatbikat sürerken ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava operasyonları başlatmasıyla durum değişti. İddialara göre Hindistan, dönüş rotasına giren IRIS Dena'nın tüm koordinatlarını hem ABD Donanması'na hem de İsrail'e iletti. Olayın uluslararası hukuk açısından tartışmalı kılan en kritik detay, saldırı anında IRIS Dena'nın direğinde beyaz bayrağın dalgalanıyor olmasıydı. Cenevre Sözleşmeleri uyarınca beyaz bayrak, bir geminin savaş dışı olduğunu ve çatışma niyeti taşımadığını ilan etmenin evrensel sembolüdür; böyle bir hedefe saldırı açıkça savaş suçu olarak değerlendirilebilir. İddialara göre ABD'ye ait bir nükleer saldırı denizaltısı, Sri Lanka açıklarında pusuya yatarak Cenevre Sözleşmeleri'nin bu temel hükmünü hiçe sayan bir operasyon düzenledi. Saldırının zamanlaması, yaşanan insani dramı daha da ağır bir boyuta taşıdı. Ramazan ayında gerçekleşen operasyon, gemi mürettebatının oruçlarını açmak için yemekhanede toplandığı iftar vaktiyle çakıştı. Savunma sistemlerinin pasif konumda olduğu o anlarda ağır torpidolar gemiye isabet etti ve IRIS Dena'da büyük hasara yol açtı. 130 kişilik mürettebattan 104'üne ait cansız bedenlere ulaşıldı; geri kalanların ise okyanusun derinliklerinde kaybolduğu düşünülüyor. Bu saldırı, İslam dünyasında ve uluslararası kamuoyunda büyük bir öfkeyle karşılandı. Hukuk uzmanları, olayın Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası deniz hukuku çerçevesinde kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurgularken, Hindistan'ın diplomatik davet sonrası istihbarat sızdırdığına dair iddialar, ikili ilişkilerde kalıcı bir güven bunalımına yol açabilir. Soruşturmalar ve diplomatik girişimler devam ederken, Hint Okyanusu'nun derinliklerinde yatan IRIS Dena, uluslararası politikada güven ve sadakatin ne denli kırılgan olduğunu acı bir şekilde gözler önüne seriyor.