ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nda artan gerilim, yalnızca enerji krizine değil, gıda ve sağlık gibi temel ihtiyaçları da etkileyen çok yönlü bir krizi beraberinde getiriyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açma potansiyeli taşıyor.
TAHIL KORİDORU BENZERİ BİR SAĞLIK KORİDORU KURULMALI
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya, İstanbul ve Umman'ın alternatif lojistik merkezler olarak devreye alınabileceği bir model önerdi. Kaya, "Hint-Pasifik tarafından Umman, Avrupa ve Karadeniz-Akdeniz hattında ise Türkiye merkezli bir yapı kurulabilir. Bu iki hat üzerinden oluşturulacak bir sağlık koridoru, ilaç ve tıbbi malzeme sevkiyatının daha güvenli ve sürdürülebilir şekilde yapılmasını sağlayabilir" dedi. Karayolu taşımacılığının bir alternatif olarak öne çıktığını ancak kapasite ve zaman kısıtlamaları nedeniyle maliyeti artırdığını ve süreci uzattığını belirtti. Kaya, "Bir geminin taşıdığı yükle bir tırın taşıdığı kapasite aynı değil. Bu da maliyeti artırıyor ve süreci uzatıyor" ifadelerini kullandı.
İLAÇ STOKLARI RİSK ALTINDA OLABİLİR
İstanbul'un lojistik merkez olma potansiyeline vurgu yapan Kaya, Türkiye öncülüğünde kurulacak bir sağlık koridorunun önemine dikkat çekti. "Nasıl tahıl koridoru kurulduysa, benzer şekilde medikal ya da sağlık koridoru da kurulmalı" diyen Kaya, savaşın uzaması halinde hastanelerdeki ilaç stoklarının risk altına girebileceği konusunda uyardı. "Savaşın ne kadar süreceği bilinmediği için hastaneler stoklarını kontrollü kullanmak zorunda kalıyor. Ancak bazı ilaçlarda tasarruf mümkün değil" sözleriyle durumu özetledi.



