EKONOMİ
Yayınlanma : 31 Ekim 2025 04:38
Düzenleme : 31 Ekim 2025 04:38

Hollandada deprem: Wilders sarsıldı, İsrailin hesabı tutmadı

Hollandada deprem: Wilders sarsıldı, İsrailin hesabı tutmadı
Hollanda seçimlerinde Wildersin partisi oy kaybetti, D66 birinci oldu. İsrail yanlısı siyasetin Hollandadaki etkisi azaldı, Filistin yanlısı duruş güçlendi.

Hollandada 29 Ekimde gerçekleşen parlamento seçimleri, Avrupa siyasetinde beklenmedik bir depreme yol açtı. İsrail yanlısı ve İslam karşıtı söylemleriyle tanınan Geert Wildersin Özgürlük Partisi (PVV), ciddi bir oy kaybı yaşarken, liberal eğilimli Demokratlar 66 (D66) sürpriz bir çıkışla birinci sıraya yerleşti. Bu sonuçlar, Siyonist ve aşırı sağın Hollandadaki etkisinin azaldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Seçim sonuçları, Avrupa siyasetini aşırı sağ üzerinden manipüle etmeye çalışan İsrail için de önemli bir darbe olarak yorumlanıyor.

D66DAN TARİHİ SIÇRAMA

Henüz kesinleşmeyen verilere göre, D66 ve PVV oyların yüzde 16,7sini alarak başa baş bir yarış sergilese de her iki parti de 26 sandalye kazandı. Ancak bu durum, PVV için büyük bir gerileme anlamına geliyor zira Wildersin partisi, bir önceki seçime kıyasla 11 sandalye kaybetti. Buna karşılık D66, oy oranını 10 puanın üzerinde artırarak siyasi kariyerindeki en önemli sıçramalardan birini gerçekleştirdi. Seçim öncesinde D66 milletvekili Jan Paternottenin Gazzedeki insani duruma dair yaptığı "Bir gün insanlar açlıktan ölürken bunun nasıl mümkün olduğunu sorgulayacağız" şeklindeki açıklaması, Hollanda siyasetinde İsrail karşıtı bir tutumun yükselişine işaret eden önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Dış politikada da değişim sinyalleri veren seçim sonuçları, Hollandanın İsrail-Filistin politikasında bir yön değişikliğine gidebileceğine işaret ediyor. Meclisteki birçok parti, Filistinin resmen tanınmasını destekleme eğiliminde. Yeni kurulacak koalisyon hükümetinin, Avrupa Birliği içinde İsrailin Gazzedeki eylemlerine karşı daha eleştirel bir duruş sergilemesi bekleniyor. PVV lideri Wildersin İsraile koşulsuz desteği ve Gazzedeki durumu savunması, geniş bir kesim tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Pew Araştırma Merkezinin 2025 ilkbaharında yayımladığı bir anket, Hollandalıların yüzde 78inin İsrail Başbakanı Netanyahuya olumsuz baktığını ortaya koymuştu. Bu atmosferde D66nın insan hakları ve Filistin konusundaki dengeli yaklaşımının seçmenler nezdinde karşılık bulduğu görülüyor. Ana muhalefet konumundaki Yeşil Sol – İşçi Partisi (GL-PvdA) de 20 sandalye kazanarak dördüncü büyük parti olarak mecliste yerini aldı. GL-PvdA başta olmak üzere meclisteki pek çok partinin Filistinin resmî olarak tanınmasını savunması, Hollanda siyasetinin İsrailin işgal politikalarına karşı daha güçlü bir duruş sergileyeceği anlamına geliyor. Seçim öncesi yapılan son büyük oturumda D66 ve GL-PvdA liderleri, Filistin devletini tanıma yönündeki niyetlerini açıkça belirtmişlerdi. Seçim sonrası oluşacak koalisyon senaryolarında PVVnin yer alması neredeyse imkânsız görünüyor. Merkez sağdaki VVD ve Hristiyan Demokrat Parti (CDA) gibi siyasi aktörler de daha önce Wilders ile iş birliği yapmayacaklarını ilan etmişlerdi. Bu durum, PVVnin parlamentoda temsil edilmesine rağmen hükümet kurma süreçlerinden dışlanmasına yol açacak. Bu gelişme, aşırı sağın siyasi yalnızlaşması ve Siyonist çizginin etkisinin azalması olarak yorumlanıyor.