Türkiye'nin son altı yıldır "en güvenilir ünlüsü" olarak öne çıkan Haluk Levent, şu an AHBAP Derneği adına toplanan bağışların şahsi hesaplara aktarıldığı ve amacı dışında kullanıldığı iddialarıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltında. Sanatçı kimliğinden sıyrılıp yardım gönüllüsü olarak toplumsal bir itibar kazanan Levent'in bu güveni nasıl inşa ettiği ve nasıl kullandığı ise uluslararası ilişkiler perspektifinden incelenmesi gereken bir durum.
YARDIM FAALİYETLERİ GÜVENİ NASIL İNŞA ETTİ?
Haluk Levent, deprem, yangın ve sağlık gibi acil yardım çağrılarına koşarak kamuoyunun karşısına çıktı. Sanatçı olarak elde ettiği tanınırlığı, yardım gönüllüsü kimliğiyle pekiştirdi. Bu sayede toplumsal bir itibar elde eden Levent, AHBAP'a olan güveni de kendi güvenilirliğinin bir kanıtı olarak kullandı. "Türkiye'nin en güvenilir ünlüsü" araştırmalarında altı yıl boyunca zirvede yer alan Levent, bu unvanı sadece taşımakla kalmadı, aynı zamanda kişisel borçlarını ödeme konusunda dahi bir teminat olarak sundu. Avukat Ece Güner'in, Levent'in kendisinden borç isterken "Türkiye'nin en güvenilir insanıyım, insanlar bana milyonlarını emanet ediyor; hemen geri öderim" dediğini ve bu sözlere güvenerek borcu bir yıl sonra alabildiğini belirtmesi, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biridir.
GÜVEN ENDEKSİ GERÇEK MALİ GÜVENLİĞİ ÖLÇMİYORDU
Ancak, Haluk Levent'in uzun yıllar boyunca birincilikle çıktığı "Celebrity Güven Endeksi" araştırmasının, aslında ünlülerin ahlaki duruşunu, ticari ilişkilerini veya yönettikleri kurumların mali şeffaflığını ölçmediği ortaya çıktı. MediaCat ve Ipsos tarafından yapılan bu araştırma, katılımcılara ünlülerin ürün veya hizmet tavsiyelerine ne derece güveneceklerini soruyordu. Başka bir deyişle, bu araştırma markaların iletişim stratejilerinde hangi ünlüyle çalışabileceklerini belirlemeye yönelikti. Zamanla, "bir ürün tavsiye ettiğinde güvenilir bulunan ünlü" ile "milyarlarca liralık bağışı yönetirken güvenilir bulunan kişi" arasındaki çizgi bulanıklaştı. Reklam sektörü için ölçülen bu güven, Haluk Levent'in şahsı ve AHBAP için toplumsal bir teminat belgesine dönüştü. Bu durum, bir reklam araştırmasının sonuçlarının, mali denetim ve hesap sorma mekanizmalarının önüne geçebileceği tehlikesini gözler önüne seriyor.
HESAP SORMA YERİNE GÜVEN İLKESİ Mİ?
Haluk Levent, AHBAP'ın yedi kez denetlendiğini ve "kuruşu kuruşuna hesap vereceğini" belirtse de, milyarlarca liralık deprem bağışının hangi kişi ve kurumlara, ne zaman ve ne kadar aktarıldığına dair ayrıntılı dökümler kamuoyuyla paylaşılmadı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise AHBAP'tan Levent'in şahsi hesaplarına aktarılan yaklaşık 120 milyon lira ve dernek kurucularından Alper Çelik'in hesaplarından yasal bahislerde kaybedilen yaklaşık 390 milyon lira hakkında açıklamalarda bulundu. Levent, kişisel borç ve ticari ilişkilerinin AHBAP'tan ayrı olduğunu savunarak, gerçeğin ortaya çıkacağını ifade etti. Soruşturma kapsamında gözaltı sayısı 39'a yükselirken, ortaya çıkan tablo Levent'e duyulan güvenin nasıl kurulduğunu ve bu güvenin mali şeffaflık yerine nasıl bir teminat olarak kullanıldığını derinlemesine sorgulatıyor. Yardım faaliyetlerinin yarattığı güven, anketlerde bir unvana dönüştü ve bu unvan, kişisel ve kurumsal bir teminat gibi işlev gördü.



