İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü insani kriz karşısında, Türkiye'de ilk kez düzenlenen Anti-Siyonizm Kongresi, siyonizme karşı entelektüel ve sivil bir mücadele platformu oluşturdu. 8-14 Kasım tarihleri arasında Rami Kütüphanesi'nde geniş bir katılımla gerçekleşen kongre, Gazze'ye yönelik tepkileri ortak bir bilinçle ele almayı hedefledi.
ÜNİVERSİTELER: Siyonizm Karşıtı Bilincin Yayılmasında Kilit Rol Oynamalı
Akademisyen Adem Şimşek, kongrede yaptığı sunumda İsrail'in dijital yapılanmasına dikkat çekerek, 'Birim 8200' adlı yapının siyonizm karşıtı tüm hareketleri takip ettiğini ve günümüzdeki dijital platformların bu yapının etkisi altında olduğunu belirtti. Şimşek, özellikle askerlik sonrası teknoloji şirketlerine yönelen bireylerin siyonist düşünceyi yaydığına işaret ederken, üniversitelerin bu konuda gençlere bilinç aşılamada öncelikli alanlar olması gerektiğini vurguladı. "Her genç bir üniversiteden geçiyor. Bu nedenle Siyonizm'e karşı bilinç oluşturulacak ilk yerler üniversiteler olmalı. Öğrencilerle aynı platformda buluşarak bu meseleyi konuşmalıyız." şeklindeki sözleriyle üniversitelerin taşıdığı stratejik önemi ortaya koydu.
Sivil Toplumdan Örgütlü Mücadeleye: Ahlaki Bir Duruş Sergileme Zorunluluğu
Sumud Filosu aktivisti Davut Daşkıran, antisiyonist mücadelenin yalnızca tepkisel bir düzeyde kalmaması gerektiğini, siyonizmin artık bir 'karakter' olarak algılandığını ve buna karşı ahlaki temellere dayanan, örgütlü bir 'anti-karakter' inşa edilmesi gerektiğini savundu. Daşkıran, "Anti-Siyonist duruş, adalet, özgürlük ve ahlak ilkeleri üzerine kurulu bir varoluş biçimi olmalıdır. Masada konuşulanlar önemli ancak sahaya taşınmadıkça kalıcı olmaz." diyerek mücadelenin pratik boyutunun altını çizdi. Özgürlük Filosu Koalisyonu Türkiye Temsilcisi Beheşti İsmail Songür ise sivil toplumun devletle güçlü bir bağ kurarak küresel zulümlere karşı etkili bir sistem oluşturma potansiyeline dikkat çekti. Kongrede, İsrail'in saldırıları, medya manipülasyonları, siber takip ve sivil direniş yöntemleri gibi konular ele alınırken, anti-Siyonist mücadelenin sadece politik değil, aynı zamanda kültürel ve ahlaki bir duruş olarak benimsenmesi gerektiği konusunda ortak bir görüş birliğine varıldı.



