DÜNYA
Yayınlanma : 27 Mayıs 2026 10:33
Düzenleme : 27 Mayıs 2026 10:33

Etobur ülkeler tsunami estirirken, Türkiye’nin sofrasında sebze ağırlığı dikkat çekiyor

Etobur ülkeler tsunami estirirken, Türkiye’nin sofrasında sebze ağırlığı dikkat çekiyor
Küresel et tüketiminde Tonga zirvede yer alırken, Türkiye'nin 46,8 kg'lık tüketimiyle sebze ağırlıklı beslenme modeli dikkat çekiyor. Bu durum, hem kültürel hem de çevresel etkileriyle önem kazanıyor.

Dünyada sofralar dönüşürken, kişi başı et tüketimindeki uçurumlar nefes kesiyor. World Population Review'ün son verileri, bazı ulusların yıllık 100 kilogramı aşan et tüketimleriyle zirvede yer aldığını, Türkiye'nin ise bu listedeki mütevazı konumunu gözler önüne seriyor. Adeta bir kara tabloyu andıran bu veriler, beslenme alışkanlıklarımızın küresel ölçekteki yerini sorgulatıyor.

Etobur ülkeler tsunami estirirken, Türkiye’nin sofrasında sebze ağırlığı dikkat çekiyor 1

Tüketimin Zirvesinde Pasifik Adaları ve Göçebe Kültürler

Arjantin veya Avustralya gibi dev hayvancılık potansiyeline sahip ülkeler akla gelse de, et tüketiminde zirve Pasifik'in küçük ada devletlerine ait. Tonga, yıllık kişi başı 148 kilogramla birinci sırada yer alırken, Moğolistan (132 kg) ve Saint Vincent ve Grenadinler (124 kg) gibi ülkeler onu yakından takip ediyor. Bu yüksek tüketim, özellikle tarım arazilerinin kısıtlı olduğu ada devletlerinde protein ihtiyacının hayvansal gıdalarla karşılanmasından kaynaklanıyor, adeta coğrafi bir zorunluluk.

Etobur ülkeler tsunami estirirken, Türkiye’nin sofrasında sebze ağırlığı dikkat çekiyor 2

Türkiye'nin Dengeli Sofrası ve Çevresel Etkiler

Küresel devlerin 100 kilogram barajını aşan tüketim rakamlarına karşılık, Türkiye'de kişi başı yıllık et tüketimi 46,8 kilogram ile oldukça mütevazı bir seviyede kalıyor. Bu durum, İspanya veya Portekiz gibi Akdeniz mutfağına sahip ülkelerin dahi yarısına ulaşamamak anlamına geliyor. Uzmanlar, bu farkın yalnızca ekonomik nedenlerle değil, aynı zamanda Türk mutfağının sebze, bakliyat ve tahıl ağırlıklı zengin çeşitliliğinin de bir sonucu olduğunu belirtiyor. Öte yandan, artan et tüketimi küresel bir çevre sorununa dönüşüyor; hayvancılığın su kaynakları üzerindeki baskısı, artan karbon emisyonları ve ormanlık alanların tarıma açılması gibi etkenler, 'et odaklı' beslenmenin sürdürülebilirliğini giderek daha fazla sorgulatıyor. Türkiye'nin bu dengeli çizgisinin gelecekte iklim krizi ve ekonomik dalgalanmalarla nasıl şekilleneceği ise merak konusu.