Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türk Dünyası Vizyon Belgesi tanıtım töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, CHP'nin Türk dünyasına ve farklı inanç gruplarına yönelik yaklaşımlarını sert bir dille eleştirdi.
CHP'nin Türk Dünyası ve İnanç Konularındaki Tutumu Eleştirildi
Erdoğan, son iki asrın hem Türkiye hem de tüm Türk dünyası için zorluklarla dolu geçtiğini belirterek, kültür coğrafyasında inançların ve dillerin yasaklandığını, halkların parçalandığını ifade etti. Tek parti döneminde Türklerin birbirleriyle kucaklaşmasının engellendiğini ve kimliğini savunan aydınların Turancılıkla suçlanarak sürgün edildiğini veya idam edildiğini hatırlattı. "Tek parti döneminde Türkiye dışında da Türk var demek suç sayılıyor, tabutlukta işkence görmek anlamına geliyordu." diyen Erdoğan, CHP'nin Boraltan faciasını Türkiye tarihinin kara bir lekesi olarak nitelendirdi ve bu facianın milletin ve Azerbaycan Türklerinin iyileşmesi uzun yıllar sürecek derin yaralar açtığını vurguladı. Ayrıca, CHP'nin Karabağ'ın kurtuluş mücadelesinde Türkiye'yi Azerbaycan'a destek vermekle suçladığını ve milletin mahcup edildiğini söyledi. Yeni CHP genel başkanının, Baas diktasını sekülerlik üzerinden aklamaya çalışmasını ve CHP ile Baas rejimi arasında özdeşlik kurmaya çabalamasını, 86 milyonun kardeşliğini kundaklama teşebbüsü olarak değerlendirdi.
Türk Dünyası Vizyon Belgesi ve Gelecek Adımlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi soydaşlarından ve tüm dünyadan izole ederek yönetmeye çalışanların ülkeyi kendi içine kapattığını dile getirdi. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar sınır dışındaki Türklerle yeterince ilgilenilmediğini, bu ilgisizliğe Özal'ın son verdiğini belirtti. Sovyetlerin dağılmasıyla yeni bir dönemin başladığını, Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanırken Türkiye'nin tanıyan ilk ülke olduğunu ve 1992'den itibaren Türk Dili Konuşan Ülkeler devlet başkanı zirveleri düzenlenmeye başlandığını anlattı. Merhum Özal'dan sonra Demirel'in de bu konuya büyük önem verdiğini, bu mücadelenin bayraktarlığını ise MHP kurucusu Alparslan Türkeş'in yaptığını söyledi. 34 yıllık süreçte Türk devletleri arasında geçmişe kıyasla yapılamayacak sıkı bağlar geliştirildiğini, TİKA, Maarif Vakfı, Diyanet Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarla yeni köprüler kurulduğunu ifade etti. Bugün bu çabaları daha güçlü şekilde geleceğe taşıyacak yeni bir adım atıldığını ve Türk halklarının birikimini, tecrübesini aynı ufukta buluşturan bu belgenin gelecek yüz yılın inşasında önemli bir nitelik taşıdığını vurguladı. Vizyon belgesinin 6 lehçede ve ortak alfabe ile hazırlandığını, Türk dünyasında birlik ve beraberliği pekiştirme iradesinin somut göstergesi olduğunu belirtti. Belgenin uluslararası anlaşmaları, işbirlilikleri ve küresel gelişmeleri dikkate alarak hazırlandığını, 61 alt başlıkta bütüncül bir yaklaşım geliştirdiğini, ekonomik entegrasyondan kültürel işbirliklerine, enerji güvenliğinden ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazede Türk devletlerinin potansiyelini harekete geçirmeyi hedeflediğini aktardı.
Kurumsal Yapılanma ve Stratejik Öneriler
Erdoğan, vizyon belgesinin diğer önemli bir yönünün kapsamlı kurumsal yapılanma teklifi olduğunu, bu adımlarla işbirliklerinin daha sistematik bir çerçeveye kavuşacağını ve alınan kararların daha etkin şekilde hayata geçirileceğini söyledi. Ekonomik alandaki stratejilerin vizyon belgesinin belkemiğini oluşturduğunu, ulaştırma ve lojistik stratejilerinin de bu vizyonun önemli halkaları arasında yer aldığını belirtti. Bakü'den Nahçıvan'a uzanan koridorun Türk devletleri arasındaki ticaret akışını hızlandıracağını ifade etti. Dil, tarih, edebiyat ve sanat alanlarındaki çalışmaların kültürel bağların sıkı tutulmasına katkı sağlayacağını, belgenin güvenlik perspektifinin ise bölgesel barışın pekiştirilmesine yönelik detaylı planlar içerdiğini aktardı. Türk dünyası olarak güçlenen birlikteliğin tüm insanlığın barış, huzur ve dayanışmasının güçlenmesi olarak görüldüğünü, çevre, iklim ve sürdürülebilirlik başlıklarının da ayrıntılı bir şekilde ele alındığını kaydetti. Belgenin en dikkat çekici yanının dil ve kültürel ortaklığa dayalı genişleyen bir ufka sahip olması ve Türk dünyasının etki alanını genişleten bir bakış açısı ortaya koyması olduğunu vurguladı. Vizyon belgesinin ayırt edici yönlerinden birinin de işbirliğini artıracak somut öneriler sunması olduğunu belirtti. Bu kapsamlı vizyon belgesini hayata geçirebilmek gayesiyle bir AR-GE merkezi kurulacağını müjdeleyen Erdoğan, merkezin şimdiden Türk dünyasına hayırlı olmasını diledi. 2026 yılının Türkiye için uluslararası zirveler yılı olacağını, COP31 zirvesiyle ülkeleri Antalya'da, Temmuz'da NATO Zirvesi'ni Ankara'da yapacaklarını ve Türk Dünyası zirvesini de Türkiye'de gerçekleştireceklerini duyurdu. Türk dünyasının Balkanlardan Hazar'a uzanan geniş coğrafyada düşünen, üreten ve yön veren bölge olma potansiyeline sahip olduğunu sözlerine ekledi.



