Jeffrey Epstein'ın 'milyarderlerin tropik cenneti' olarak bilinen Little Saint James Adası, yıllar sonra ortaya çıkan yeni detaylarla yeniden gündemde. Daha önce yayımlanmamış fotoğraflar ve tanıklıklar, adanın karanlık yüzüne ışık tutuyor.

Kilitli Tuzak Kapı ve Gizli Geçit İddiaları
Epstein dosyalarından sızan görüntülerde, adadaki yapılardan birinin zemininde yer alan ağır, kilitli bir tuzak kapı dikkat çekiyor. Kapının doğrudan kayalık kıyı şeridine ve denize açılıyor olabileceği yönündeki iddialar, adada denize açılan gizli bir geçit olup olmadığı sorusunu yeniden alevlendirdi. Adaya denizden yaklaşanların ifadelerine göre, kayalık kıyı hattında doğal görünmeyen, insan eliyle şekillendirilmiş olabilecek karanlık bir boşluk bulunuyor. Bu açıklığın, ana iskeledeki kameralardan ve personelden uzak bir bölgede olması, iddiaları güçlendiriyor.

Yer Altı Tünelleri ve 'Yaklaşılması Yasak' Alanlar
Bazı eski çalışanlar, adanın ana yapıları ile kamuoyunda 'tapınak' olarak bilinen bina arasında yer altı tünelleri bulunduğunu ileri sürüyor. Tanıklıklarda, dışarıdan kilitlenen kapılar, yük asansörleri, biyometrik kilitler ve denize çok yakın bir noktada yer alan gizli bir kapak detayı öne çıkıyor. Çalışanlar, bu alanlara kesinlikle yaklaşmamaları konusunda uyarıldıklarını ve bu bölgelerin 'depo' ya da 'teknik alan' olarak tanımlandığını ancak mimari düzenin bu açıklamalarla örtüşmediğini belirtiyor.

'Deniz Delilleri Yutar' İddiası ve Urchin Bariyeri
Sosyal medyada ve bazı araştırmacı çevrelerde en çok tartışılan konu, tuzak kapının delil yok etmek amacıyla kullanılmış olabileceği ihtimali. Karayip sularında bulunan köpekbalıklarının, leşle beslenme özellikleri nedeniyle 'doğal yok edici' olarak görülmesi, iddiaların merkezine yerleştiriliyor. Bazı çevreler, eğer bedenler denize bırakıldıysa doğanın iz bırakmamış olabileceğini savunuyor. İddiaları besleyen bir diğer unsur ise adanın çevresinde bulunduğu ileri sürülen deniz kestaneleri (urchin) bariyeri. Bu bariyerin, yüzerek kaçışı ya da izinsiz yaklaşmayı engellemek amacıyla kullanıldığı öne sürülüyor. Bu unsurlar bir araya getirildiğinde, adanın özel olarak izole ve kontrol edilebilir bir alan haline getirildiği savunuluyor. Yeni ortaya çıkan görüntüler, adadan sağ çıkamayan mağdurlar olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.


