Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), emeklilik başvurularındaki zamanlamanın maaşları nasıl etkilediğine dair çarpıcı bir raporla gündeme geldi. Rapor, sadece bir yıl gibi kısa bir sürede yapılan başvuru tarihlerinin emekli maaşlarında yüzde 30'a varan büyük farklar yaratabildiğini ortaya koydu.
AYNI ŞARTLAR, FARKLI MAAŞLAR: HAKSIZLIK MI?
KDK Kamu Başdenetçisi Arif Dursun Akarca, raporun, prim gün sayısı, kazançlar ve sigortalılık süresi gibi tüm yasal koşulları aynı olan kişilerin bile, başvuru tarihlerine göre farklı maaşlar alabildiğini gösterdiğini belirtti. Bu durumun, emeklilik planlaması yapan vatandaşlar için büyük bir belirsizlik kaynağı olduğunu ve sistemin öngörülebilirliği konusunda ciddi endişeler doğurduğunu vurguladı. Rapor, bu dalgalanmaların teknik nedenlerini detaylı bir şekilde inceledi.
ADALET VE GÜVEN ALGISI ZEDELENİYOR
Raporda en dikkat çekici bulgulardan biri, aynı hukuki ve fiili koşullara sahip kişiler arasında yalnızca 2024 ve 2025 yılları arasındaki başvuru farkından kaynaklanan yüzde 30'luk maaş farkının, hakkaniyet açısından ciddi tartışmalara yol açtığıdır. Akarca, uzun bir çalışma hayatının ardından gelen emekliliğin, böyle bir zaman farkına bağlı olarak büyük maaş değişiklikleri göstermesinin, hem ekonomik hem de duygusal açıdan endişe verici belirsizlikler yarattığını ve sosyal güvenlik sisteminin temelinde yer alan adalet duygusunu zedelediğini ifade etti.
SİSTEMİN GELECEĞİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Akarca, sosyal güvenliğin sadece teknik hesaplamalardan ibaret olmadığını, insan hayatının merkezinde yer aldığını belirterek, sistemden kaynaklanan bu tür farkların bireysel hakları etkilediği gibi toplumsal güven ve istikrarı da olumsuz etkilediğini vurguladı. Bu nedenle sistemin, adil ve öngörülebilir sonuçlar üretmesi gerektiğini söyledi. Rapor, yaşanan bu mağduriyetin giderilmesi ve benzer sorunların gelecekte tekrarlanmaması için önemli önerilerde bulunuyor. Akarca, "Emekli aylıklarının bir önceki yıl bağlanan aylıklardan daha düşük olmamasına ilişkin açık, basit ve net bir yasal düzenlemenin varlığı elzemdir. Amaç, hem mevcut mağduriyet algısını azaltmak hem de sosyal güvenlik sisteminin adalet ve eşitlik temelinde mali olarak sürdürülebilir daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktır. Unutulmamalıdır ki kalıcı çözümler yalnızca bugünü değil, yarını da gözetmek zorundadır." şeklinde konuştu.



