Pakistan ve Afganistan arasındaki Durand Hattı'nda tansiyon giderek yükselirken, karşılıklı saldırılar devam ediyor. Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar'ın açıklamalarına göre, operasyonlarda Afgan tarafından 352 kişi hayatını kaybetti ve 535'ten fazla kişi yaralandı. Tarar ayrıca, Afganistan'daki 130 kontrol noktasının, 171 tank ve zırhlı aracın imha edildiğini ve 41 noktanın havadan hedef alındığını belirtti.

TARİHSEL ANLAŞMAZLIK VE GÜVENLİK KAYNAKLARI
İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural Jane, iki komşu devlet arasındaki çatışmaların tarihsel kökenlerine dikkat çekti. Jane'e göre, son dönemdeki gerilimlerin temelinde, 100 yılı aşkın süre önce İngilizler tarafından çizilen ve Afganistan tarafından tanınmayan Durand Hattı'ndaki karşılıklı ihlaller ve müdahaleler yatıyor. Bu durum, başkent Kabil'in bombalanmasıyla birlikte uluslararası kamuoyunun dikkatini doğuya çevirmesine neden oldu. Bir diğer önemli faktörün ise Tahriki Taliban Pakistan (TTP) olduğu vurgulandı.

BATI ASYA'DAKİ BÜYÜK GÜÇ MÜCADELESİ VE RİSKLER
Jane, Afganistan ve Pakistan arasındaki bu gerilimin, Batı Asya'daki diğer gelişmelerden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Küresel hegemonya mücadelesi ve İsrail'in Asya Devletleri'ne yönelik stratejik söylemleri bağlamında, İsrail-Hindistan ilişkilerindeki yakınlaşmanın da bu denklemin bir parçası olduğunu ifade etti. 2600 km uzunluğundaki Durand Hattı, hem coğrafi konumu hem de iki ülke arasındaki Peştun nüfusun varlığı nedeniyle önemli bir güvenlik sorunu teşkil ediyor. Pakistan'ın hava saldırılarını 'kaçınılmaz bir güvenlik stratejisi' olarak görmesi, bölgesel savaş riskini ciddi oranda artırıyor. Kabil ise bu saldırıları toprak bütünlüğüne yönelik bir müdahale olarak değerlendiriyor. Bu durumun, radikalleşme ve sivil kayıplar yoluyla Afgan halkı içindeki Pakistan karşıtlığını körükleyerek TTP'ye daha fazla militan sağlama riski taşıdığı belirtildi.
PAKİSTAN'IN GÖZDEN KAÇIRDIĞI YAKINLAŞMA VE TİCARET ROTALARININ ETKİLENMESİ
Pakistan'ın, Afgan Talibanı'nın Hindistan ile ilişkiler kurmasını olumsuz karşıladığına dikkat çekildi. ABD sonrası Taliban yönetiminin Pakistan tarafından beklendiği gibi gelişmemesi, güvenlik dengelerini Pakistan açısından beklenmedik bir yöne sürükledi. Şu an için sürdürülebilir bir diplomatik çözüm uzak görünse de, tarafların 'yıpratma savaşı' aşamasında olduğu ifade edildi. Türkiye ve Katar gibi arabuluculuk çabalarına rağmen, Kabil'in tam ölçekli bir savaşı göze alamayacağı ancak Pakistan'ın sınır ötesi operasyonlarına asimetrik yanıtlar vereceği öngörülüyor. Bu durumun, bölgedeki ticaret rotalarını olumsuz etkileme, silahlanmayı artırma ve terör örgütlerinin varlığını güçlendirme potansiyeli taşıdığı belirtildi. Ayrıca, İsrail ve Amerika'nın Hindistan üzerinden müdahale etme ihtimalinin Asya devletleri tarafından istenmeyeceği vurgulandı. Sonuç olarak, Güney Asya'daki bu savaşın, önceki yüzyıldan kalma sorunlar ve emperyal güçlerin mücadelesiyle birleşerek, zaten zor durumda olan ve güvenlik sorunları yaşayan devletler için büyük riskler taşıdığı ifade edildi.


