DÜNYA
Yayınlanma : 28 Kasım 2025 10:15
Düzenleme : 28 Kasım 2025 10:15

Denizler kimin: Uluslararası hukukun karmaşık yüzü

Denizler kimin: Uluslararası hukukun karmaşık yüzü
Birleşmiş Milletler deniz hukuku, ülkelerin denizlerdeki haklarını belirliyor ve bu durum oldukça karmaşık bir yapı sergiliyor.

Discover Wildlife'ın haberine göre, ülkelerin denizlerdeki hakları Birleşmiş Milletler (BM) kurallarıyla belirleniyor ve bu konu göründüğünden çok daha karmaşık bir yapıya sahip.

KARADENİZ KURALLARI

BM deniz hukuku kurallarına göre, kıyısı olan ülkeler, kıyılarından 22 kilometre (12 deniz mili) açığa kadar olan denizlerde tam egemenlik hakkına sahip. Bu alan, üstündeki hava sahası, deniz yüzeyi, su altı ve deniz tabanı dahil olmak üzere tamamen o ülkenin yetki alanı olarak kabul ediliyor. Ancak, iki ülke sınırının birbirine çok yakın olması durumunda bu mesafe daha kısa olabiliyor. Örneğin, İngiltere'de kıyıdan 22 kilometreye kadar olan tüm sular, "Kraliyet'e ait" olarak düşünülüyor. Bu bölgede liman, rüzgar türbini veya su ürünleri üretimi yapmak isteyen herkes devletten izin almak zorunda. Kıyısı olmayan devletlerin territorial suları yok, fakat uluslararası hukuk, onlara "zararsız geçiş hakkı" tanıyor. Yani; casusluk yapmadıkları, silah kullanmadıkları ve balıkçılık yapmadıkları sürece diğer ülkelerin karasularından serbestçe geçebiliyorlar. Kıyı devletlerinin "Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)" adında başka bir hakkı daha bulunuyor. Ülkeler, kıyılarından 370 kilometre (200 deniz mili) açığa kadar ekonomik yetki kullanabiliyor. Bu alan tam egemenlik bölgesi sayılmamakla birlikte, ülkeler ekonomik kontrol ve çevresel koruma yetkisine sahip.

AÇIK DENİZLERİN DURUMU

En büyük MEB'e sahip ülke ise Guadeloupe, Reunion ve Fransız Polinezyası gibi denizaşırı topraklara sahip olan Fransa. Kıyı devletlerinin yetki sınırından sonra başlayan alan ise "açık deniz" olarak adlandırılıyor. Bu bölgeler, hiçbir ülkeye ait değil ve dünyanın toplam okyanusunun yüzde 66'sını oluşturuyor. Herkesin seyahat, balıkçılık ve araştırma yapabileceği alanlar olarak tanımlanıyor. Ancak, açık denizlerin yalnızca yüzde 1.2'si koruma altında. 2023'te BM ülkeleri, "Açık Deniz Antlaşması" konusunda anlaşarak bu alanı daha iyi korumayı hedefledi ve 2025 itibarıyla 60 ülke anlaşmayı imzaladı.