Küresel enerji koridorları alev alev. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla artan petrol ve gaz fiyatları, ülkeleri çevresel sorunların yanı sıra ulusal güvenlik açısından yenilenebilir enerjiye yönelmeye itiyor.

ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA YENİ BAĞIMLILIK
Ancak bu geçiş, yeni bir bağımlılık yaratıyor: Elektrikli araçlardan rüzgar türbinlerine, akıllı telefonlardan füze sistemlerine kadar pek çok teknolojinin kalbinde yer alan nadir toprak elementleri. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verileri, kalıcı mıknatıs üretiminde kullanılan neodimyum ve terbiyum gibi elementlere olan talebin 2030’a kadar yüzde 30'dan fazla artacağını gösteriyor.
ÇİN'İN TEKELİ VE TÜRKİYE'NİN FIRSATI
Asıl kriz, bu madenlerin nerede bulunduğundan çok, kimin işlediği. Çin, bu kritik elementlerin rafine üretiminin yüzde 90'ından fazlasını kontrol ediyor. Dolayısıyla, dünya yeşil enerjiye geçmek istiyorsa, anahtar şu an Pekin'in elinde. Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, Türkiye’nin elindeki büyük fırsatı vurguluyor: Eskişehir-Beylikova sahası. MTA verilerine göre, 1,3 milyon tonu aşan rezerviyle Beylikova, dünyadaki en büyük sahalardan biri. Eğer Türkiye, sadece ham madde satmak yerine madencilikten mıknatıs üretimine kadar entegre bir ekosistem kurabilirse, Çin tekeline karşı güçlü bir alternatif olabilir. Türkiye Madenciler Derneği Çevre Koordinatörü Caner Zanbak, 2030’a kadar sürecek bu sürecin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sert bir jeopolitik çekişme olacağını vurguluyor. Elektrikli araç ve savunma sanayindeki devasa ihtiyaç, ülkeleri yeni ittifaklar kurmaya zorlayacak. Jeopolitik uzmanları, geçmişte petrol hatları için verilen savaşların, gelecekte 'Kritik Mineraller' ve 'Ayrıştırma Teknolojileri' için verileceği uyarısında bulunuyor.


