CHP'li siyasetçiler ve bazı sosyal medya trolleri tarafından ortaya atılan 'AKP Ümraniye'de tarihi cami yıktı' şeklindeki dezenformasyon kampanyası, gerçeklerin ortaya çıkmasıyla boşa çıktı. Tarihi eser niteliğindeki parçaları koruma altına alınan Cevherağa Camii'nin restorasyonunun, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, Sultanahmet Camii gibi büyük projelerde görev almış deneyimli restoratörler Özlem Köroğlu ve Gülşah Altun tarafından yürütüldüğü anlaşıldı.
ÖZGÜN EMANETLER BİLİMSEL YÖNTEMLERLE KORUNDU
Restoratör Özlem Köroğlu, caminin söküm işlemi için belirlenen 40 günlük sürenin 30 gününü sadece sanat tarihi araştırmaları ve tarihi eser parçalarının tespitine ayırdıklarını belirtti. Çatıdan cepheye kadar pek çok noktada detaylı kazıma ve söküm çalışmaları yaptıklarını anlatan Köroğlu, "Restorasyon süreci bilimsel yöntemlerle yürütüldü. Özgün olup olmadığını anlamak için pencereleri, çinileri ve sıvaları tek tek söktük. Altlarında hep çimentolu müdahalelerle karşılaştık. Mihrap ve ön cepheden iki yuvarlak pencere, iki yuvarlak söve, dört sivri kemer, çiçekli motifler, iki mermer tuğra ve bir kitabe özgün olarak koruma altına alındı. Geride kalan yapı duvarlarında özgün dokuya rastlamadık" dedi.
YIKILMA TEHLİKESİ TESPİT EDİLDİ
Caminin statiğinin tamamen bozulduğuna dikkat çeken Köroğlu, "Cumhuriyet sonrası dönemde yapılan eklemeler yüzünden kıble 30 santim kaymış. En ufak sarsıntıda yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını tespit ettik. 1798 tarihli haritada görülen duvar yerleriyle bugünkü duvar yerleri aynı değil. Mihrap tarafını arkaya, ön cepheyi öne taşıyıp yapıya eklentiler yapılmış. Duvarlar özgün yerlerinde değil. 1797 yılında yapılmış bir yapıda horasan sıva bekleriz ama bu yapıda her yerde çimentolu sıva vardı" ifadelerini kullandı. Minarede yapılan incelemelerde de dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktığını belirten Köroğlu, "Geleneksel minare külahlarının ahşap taşıyıcı sistem üzerine kurşun kaplama ile yapılıyor. Külahın bir seren direği olur, etrafına ahşap direkler konur ve üstü kurşun kaplanır. Ama burada seren direği de yoktu. Ahşapların içine demir koyup, beton dökmüşler. Şerefenin üst kısmı 16 ton çıktı. Alt kısmını kaldırmaya geldiğimizde vinç 44 ton ölçtü. Bir minarenin bu kadar ağır olması mümkün değil. Tarihi eser niteliğindeki minare daha önce yıkılmış bunu dikmişler" diye ekledi.



