Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TürkMedya Finans Zirvesi'nde yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisine dair önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, Türkiye'nin uluslararası kuruluşların projeksiyonlarına göre 2025 sonunda 1,5 trilyon doları aşan bir ekonomik hacme ulaşacağını ve satın alma gücü paritesiyle Avrupa'nın 4. büyük ekonomisi konumuna yükseleceğini belirtti.
EKONOMİK BÜYÜME VE İHRACAT REKORLARI
Türkiye ekonomisinin son 5 yılda ortalama yıllık yüzde 5,4 büyüme kaydettiğini vurgulayan Yılmaz, 2025 yılı sonunda ekonomik hacmin 1,5 trilyon doları aşacağını söyledi. Nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisi olan Türkiye'nin, satın alma gücüne göre ise 12. sırada yer aldığını ifade etti. Yılmaz, IMF'nin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde bu yıl dünyanın 16. büyük ekonomisi olacaklarını, satın alma gücü paritesine göre ise 11. sıraya yükseleceklerini ve ilk kez İtalya'yı geride bırakarak Avrupa'nın 4. büyük ekonomisi olacaklarını müjdeledi. Ayrıca, 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde ihracatın yüzde 3,9 artarak yıllıklandırılmış ihracatın 270 milyar doları aştığını, hizmet ihracatının ise 120 milyar doları geçtiğini belirtti. Toplam mal ve hizmet ihracatının 390 milyar doları aştığını ve yakın gelecekte 400 milyar doların üzerine çıkılacağını öngördü. Turizmde bu yıl 64 milyar doları aşan bir gelir beklendiğini de ekledi. Cari açıkla ilgili olarak, Ekim ayı itibarıyla 20 milyar düzeyinde olduğunu ve enerji ve altın hariç cari dengenin yaklaşık 47 milyar dolar fazla verdiğini, milli gelire oranının ise yüzde 1,4 civarında gerçekleşeceğini ifade etti.
ENFLASYONLA MÜCADELE VE İSTİHDAM POLİTİKALARI
İş gücü piyasalarında güçlü bir görünümün sürdüğünü belirten Yılmaz, istihdamın 32 milyonun üzerinde olduğunu ve işsizliğin uzun süredir tek haneli rakamlarda devam ettiğini söyledi. Genç ve kadın istihdamını destekleyici politikalara devam edileceğini, atıl iş gücünü azaltmaya yönelik tedbirlerin orta vadeli programa dahil edildiğini anlattı. 2024 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 4,7 olduğunu, bu senenin ise yüzde 3,6 olarak beklendiğini ve deprem harcamaları azaldıkça bu oranın tarihi ortalamaların altına, 2.6-2.7 seviyelerine gerilemesinin beklendiğini kaydetti. Kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 24 olduğunu ve düşük seviyede olduğunu belirtti. Merkez Bankası rezervlerinin Mayıs sonu 2023'te 98,5 milyar dolardan 185 milyar doların üzerine çıktığını, TL'ye olan güvenin arttığını ve TL'nin toplam mevduatlardaki payının yüzde 30'lardan yüzde 60'ın üzerine çıktığını ifade etti. Orta vadeli programda enflasyonla mücadelenin temel öncelik olduğunu vurgulayan Yılmaz, Mayıs 2024'te en yüksek seviyesine ulaşan enflasyonun Ekim ayında yüzde 32,9'a gerilediğini, bu süreçte yaklaşık 43 puanlık bir enflasyon gerilemesi yaşandığını dile getirdi. Gelecek yıl yüzde 20'nin altını, 2027'de ise tek haneli rakamlara ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. Bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısı ve etkin risk yönetimiyle dikkat çektiğini, toplam aktiflerin 43,6 trilyon TL'ye ulaştığını söyledi. Döviz kredilerindeki büyüme hızının yavaşlarken TL kredilerinin payının arttığını, sermaye yeterlilik oranının yüzde 18,5 seviyesinde olduğunu ve takipteki alacak oranlarının yönetilebilir durumda olduğunu belirtti. Katılım bankacılığı sektörünün son 10 yılda geliştiğini ve payının yüzde 5'ten yüzde 9'a yaklaştığını ekledi.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE ÖDEME SİSTEMLERİ
Ödeme sistemlerinde EFT üzerinden günlük ortalama 3 trilyon liralık işlem gerçekleştiğini belirten Yılmaz, FAST sistemiyle 7 gün 24 saat anlık transfer kapasitesinin yeni bir boyut kazandığını söyledi. 2024 yılında FAST sistemiyle günlük ortalama 12,6 milyon işlem gerçekleştirildiğini ve saniyeler içinde tamamlanan ödeme kabiliyetiyle kullanıcı deneyiminin ileri seviyeye ulaştığını ifade etti. Dijital bankacılıkta ise 2020'de 59 milyon olan aktif müşteri sayısının 2025'te 133 milyona ulaşacağını, işlem hacminin 3,7 trilyon liradan 57,9 trilyon liraya, işlem adedinin ise 818 milyondan 3 milyara yükseleceğini kaydetti. Yerli kartların yurt içi ve yurt dışı kullanımında 2020'de yaklaşık 956 milyon işlem gerçekleşirken, 2025'in ilk 10 ayında 3,2 milyar işleme ulaşıldığını, işlem tutarının ise 559 milyardan 5,7 trilyona yükseldiğini belirtti. TR kare kodun ödeme ekosisteminde güçlü bir bileşen haline geldiğini, post cihazlarındaki yaygınlığının yüzde 90'ın üzerine çıktığını söyledi. Sınır ötesi kare kod akışlarıyla Türkiye'yi ziyaret eden turistlerin kendi ödeme sağlayıcıları üzerinden işlem yapabilir hale gelmesinin, Türkiye'nin ödeme standartlarını tanımlayan ve bölgesel olarak ihraç eden bir kapasiteye ulaştığını gösterdiğini ifade etti.



