DÜNYA
Yayınlanma : 30 Haziran 2026 00:00
Düzenleme : 30 Haziran 2026 00:00

Brüksel ve Pekin arasındaki ticaret gerilimi tırmanıyor: 'Bu durum sürdürülemez!

Brüksel ve Pekin arasındaki ticaret gerilimi tırmanıyor: 'Bu durum sürdürülemez!
AB ve Çin arasındaki ticaret gerilimi tırmanıyor. Brüksel, Çin'in Avrupa'ya artan ihracatı ve Avrupa şirketlerinin pazar payının daralmasıyla mevcut durumun sürdürülemez olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği (AB) ve Çin arasındaki ticaret alanındaki gerilim, Brüksel'in mevcut durumun sürdürülemez olduğu yönündeki sert uyarısıyla doruk noktasına ulaştı. AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic ve Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao arasında pazartesi günü gerçekleşen ve gün boyu süren kritik görüşmelerin ardından, taraflar ticari anlaşmazlıkları kontrol altında tutmak için temasların devam edeceği konusunda hemfikir oldu. Ancak Sefcovic'in net ifadesi dikkat çekiciydi: "Mevcut durum geçerli bir seçenek değil."

AB TİCARET AÇIĞI BÜYÜYOR

Sefcovic, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, Çin'in Avrupa'ya ihracatının artmaya devam ettiğini, buna karşılık Avrupa şirketlerinin Çin pazarındaki payının giderek daraldığını vurguladı. Bu eğilimin sürdürülebilir olmadığını belirten Komiser, "Bu eğilim sürdürülebilir değil." sözleriyle durumu özetledi. Taraflar, ticari gerilimin açık bir çatışmaya dönüşmesini engellemek amacıyla veri paylaşımı, ticaret akışlarının izlenmesi ve teknik düzeydeki temasların sürdürülmesi konusunda mutabık kaldı. Görüşmelerde ayrıca, Pekin'in geçen yıl nadir toprak elementlerine getirdiği sıkı ihracat kısıtlamaları gibi ihracat kontrolleri de ele alındı. Bu kısıtlamalar, Avrupa'nın bu kritik alandaki kırılganlığını gözler önüne sermişti. Sefcovic, Çinli mevkidaşının, mevcut ihracat kontrollerinin nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar konusunda AB tedarik zincirlerini aksatmayacağı yönündeki güvencesini aktardı. İki yetkilinin ekim ayında Çin'de yeniden bir araya gelmesi planlanıyor. Sefcovic, "Her şey çözülmeyecek ancak ekime kadar ekiplerimizin somut sonuçlar elde etmek için yeterli zamanı olduğunu düşünüyoruz." diyerek iyimser bir tablo çizmeye çalıştı.

TİCARETTE DENGE BOZULDU: AVRUPA DESTEK ARIYOR

AB'nin Çin ile mal ticaretindeki açığı endişe verici boyutlara ulaştı. 2025'te bu açığın yaklaşık 360 milyar euroya ulaşması bekleniyor. Bu rakam, Avrupa'nın Çin'den ihraç ettiğinden çok daha fazlasını ithal ettiğini açıkça gösteriyor. Çin Ticaret Bakanı Wang'ın ziyareti, AB liderlerinin Avrupa Komisyonu'na Pekin ile müzakere yürütme ve aynı zamanda stratejik sektörleri koruyacak daha güçlü savunma araçları hazırlama görevi vermesinden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Brüksel, Çin'den gelen düşük maliyetli ürünlerin Avrupa'daki yerli üreticileri tehdit ettiğini ve bazı sanayi kollarının tamamen kaybedilebileceği endişesini taşıyor. AB, Çinli şirketlerin büyük devlet sübvansiyonları sayesinde haksız bir rekabet avantajı elde ettiğini savunuyor. Yapılan analizlere göre, 2005-2024 döneminde Çinli şirketlerin, OECD ülkelerindeki işletmelere kıyasla yaklaşık 3 ila 8 kat daha fazla kamu desteği aldığı belirtiliyor. AB, elindeki mevcut ticaret savunma araçlarını kullanmakla birlikte, Komisyon'un haksız düşük fiyatla satış veya devlet desteği tespit edilmesi halinde ek gümrük vergileri getirebileceği, ani ithalat artışlarında ise kota gibi korunma önlemlerinin devreye alınabileceği biliniyor. Yeni önlemler de masada; Avrupa Komisyonu, çipler ve nadir toprak elementleri gibi kritik sektörlerde şirketleri tedarikçilerini çeşitlendirmeye zorlayacak bir mekanizma üzerinde çalışıyor. Ancak AB'nin en büyük sınavı, Çin'i sert bir misillemeye zorlamadan daha korumacı bir çizgiye geçebilmek. Brüksel'in son dönemde çelik vergilerini artırması, yurt dışından gelen küçük paketlere daha yüksek vergi uygulaması ve Çin yapımı elektrikli araçlara ek tarifeler getirmesine rağmen, AB açık bir ticaret savaşından kaçınmak istiyor. Çin ise haksız gördüğü adımlara karşı misilleme yapacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Daha önce Avrupa konyakına vergi uygulaması, domuz eti ve süt ürünleri için anti-damping soruşturmaları başlatması bu riskin bir göstergesi. Almanya ve İspanya gibi Çin ekonomisine yüksek bağımlılığı olan veya Pekin yatırımlarını çekmek isteyen ülkeler, bu durum karşısında daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor.