BM Genel Kurulu, 30 Eylül'e kadar sürecek önemli oturumların ardından sona ererken, dünya liderlerinin önemli açıklamaları ve alınan kararlar dikkat çekti.

FİLİSTİN'E BÜYÜK TANIMA
Bu yılki BM Genel Kurulu, beklentilerin ötesinde bir "Filistin Zirvesi"ne dönüştü. En dikkat çekici sonuçlardan biri, İsrail'in artan uluslararası izolasyonunun resmen tescil edilmesi oldu. Fransa ve İngiltere gibi 10 önde gelen Batı ülkesinin Filistin'i tanıması ve iki devletli çözüm yönündeki baskıyı artırması, BM Genel Kurulu'nun en somut çıktısı olarak kayıtlara geçti. 193 ülkenin 157'sinin Filistin'i devlet olarak tanıması, ABD ve İsrail üzerindeki baskıyı artıracağı ve Gazze'de ateşkesin sağlanmasının ardından kalıcı çözüm sürecini başlatabileceği değerlendirmeleri yapıldı.

İSRAİL'İN YALNIZLIĞI VE SURİYE'DE YENİ DÖNEM
BM Genel Kurulu kapsamında yapılan konuşmalar ve toplantılar, büyük ölçüde İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü politikalara odaklandı. ABD dışında uluslararası toplumun büyük çoğunluğu İsrail karşıtı bir duruş sergileyerek, Filistin meselesinin "iki devletli çözüm" dışında bir çözümü olmadığını vurguladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'de yaşanan ölümleri ve yıkımı görev süresi boyunca yaşadığı en büyük trajedi olarak nitelendirirken, hiçbir şeyin Filistinlilerin toplu cezalandırılmasını meşrulaştıramayacağını belirtti. Öte yandan, Suriye'nin 1967'den bu yana ilk kez New York'ta temsil edilmesi de özel bir gelişmeydi. Beşar Esad yönetimini deviren Ahmed Şara, geçiş dönemi cumhurbaşkanı olarak BM kürsüsünden uluslararası kamuoyuna hitap ederek, ülkesine uygulanan yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu.

TRUMP'TAN BM'YE SERT ELEŞTİRİLER VE UKRAYNA SAVAŞINDA DEĞİŞEN SİNYALLER
ABD Başkanı Donald Trump'ın Genel Kurul konuşması ve sonrasındaki açıklamaları, BM'yi ve uluslararası toplumu sert bir dille eleştirmesine sahne oldu. Göç ve küresel ısınma konularında Avrupa ülkelerini hedef alan Trump, BM'deki teknik aksaklıkları da "üçlü sabotaj" olarak nitelendirerek soruşturma talep etti. Ukrayna savaşı konusunda ise Trump'ın açıklamaları, Washington'un Rusya'ya karşı farklı bir yaklaşım benimseyebileceği yönünde değerlendirmelere neden oldu. Yaptırımların Rus ekonomisini vurmaya başladığı ve Ukrayna'nın topraklarını geri alabileceği yönündeki ifadeleri dikkat çekti. Ancak ABD'nin henüz bu savaşta politikasını değiştirme niyetinde olmadığı da belirtildi.


