Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-İsrail ilişkileri ve bölgesel gelişmeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fidan, Türkiye'nin İsrail ile değil, İsrail'in bölgedeki politikalarıyla, özellikle Filistinlilere yönelik tutumu ve Gazze'de yaşananlarla sorunu olduğunu belirtti. Katar'ın Al Jazeera kanalına verdiği röportajda Fidan, terör örgütü YPG/SDG ve Şam hükümeti arasındaki olası bir mutabakatın, taraflar uzlaşırsa prensip gereği desteklenebileceğini ifade etti.
Bölgesel Güvenlik İçin Kendi Adımlarımızı Atmalıyız
Fidan, Suriye'deki Kürtlere değer verdiklerini ancak SDG'nin PKK'nın bir uzantısı olduğunu ve Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarlarına zarar verme amacı güttüğünü vurguladı. Ayrıca, SDG kontrolündeki bölgelerde Türkiye'ye karşı faaliyet gösterebilecek Türk solcu unsurlara da yer verildiğini söyledi. Bakan, egemen ve üniter bir devlette tek bir ordu ve otoritenin olması gerektiğini belirterek, Şam ile SDG arasındaki polis ve diğer konuların düzenlenebileceğini belirtti. Fidan, ABD Başkanı Trump'ın dış politika hedeflerinin önemli olduğunu ve Gazze'de ateşkes sağlanması ile Ukrayna'da barış çabalarını desteklediklerini dile getirdi.
Tahakküm Olmadan Bölgesel Dayanışma Platformu
Bakan Fidan, Suriye'nin uluslararası ve bölgesel topluluğun taleplerine iyi yanıt verdiğini ve bölge ülkelerinin Suriye'nin yaralarını sarmasına yardımcı olduğunu ifade etti. Fidan, son 14 yıldır tüm dünyanın kitlesel göç ve terör örgütleri gibi iki büyük sorunla karşı karşıya olduğunu hatırlattı. İsrail'in olası İran saldırısında öncelikli hedefinin İran ordusunun kritik yeteneklerini yok etmek olacağını belirten Fidan, İsrail'in İran'da rejim değişikliği isteyip istemediği sorusuna, bunun halkın elinde olduğunu ve dış müdahaleyle gerçekleşemeyeceğini söyledi. Fidan, bölgesel işbirliğini teşvik ettiklerini ve bunun için belirli politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı. Körfez ülkeleri ve bölgenin kendi güvenlik düzenlemelerine ihtiyacı olduğunu belirten Fidan, "Tahakküm olmayacak, ne Türk tahakkümü ne Arap tahakkümü ne Fars tahakkümü ne de başka bir tahakküm... Avrupa Birliği'nin sıfırdan bugüne kadar nasıl bir yapı oluşturduğuna bir bakın. Neden biz yapamayalım?" sorusunu yöneltti. Hedeflerinin bölgesel bir dayanışma platformu oluşturmak olduğunu ve bunun zamanla bölgedeki çoğu ülkeyi kapsayan bir yapıya dönüşmesinin ideal olacağını belirtti.



