MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye'deki son gelişmeler hakkında yazılı bir açıklama yayınladı. Bahçeli, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda oluşturduğu fiili kontrol alanlarının, yeniden yapılanma ve istikrar sürecinin önündeki temel engellerden biri haline geldiğini belirtti. Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin, parçalı yapıyı sonlandırarak merkezi devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi temel öncelik olarak belirlediğini vurguladı.
10 MART MUTABAKATI VE SONRASI
10 Mart 2025 tarihinde SDG ile varılan mutabakat, örgütün silahlı varlığının sona erdirilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonu açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Ancak Bahçeli, aradan geçen yaklaşık on ayda SDG elebaşının mutabakatın ruhu ve hükümleriyle açıkça çelişen bir tutum sergilediğini, özerklik ve federasyon taleplerini gündemde tutarak süreci oyaladığını ifade etti. Bu yaklaşımın, Şam yönetimi tarafından Suriye'nin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak algılandığını kaydetti.
SURİYE ORDUSU SAHADA İLERLİYOR
SDG'nin mutabakatın gereklerini yerine getirmemesi, hem Ankara'dan hem de Şam'dan ciddi tepkilerin yükselmesine neden oldu. 2025 yılının son günlerinde başlayan askeri hareketlilik, Halep'te silahlı unsurlarını tutan SDG'ye karşı operasyonlarla yeni bir aşamaya geçti. Suriye ordusu, Halep'in doğusuna doğru ilerleyerek Fırat Nehri'nin batısındaki Deyr Hafir'den sonra Meskene'yi ve 34 köy ve kasabayı kontrolüne aldı. 17 Ocak sabahı, Fırat'ın batısındaki bölgenin askeri kapalı bölge ilan edildiği duyuruldu ve siviller SDG'nin mevzilerinden uzak durmaya çağrıldı.
AŞİRETLER MERKEZİ YÖNETİMİN YANINDA
Suriye ordusunun sahada gösterdiği üstünlük, SDG'nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığını ortaya koydu. SDG'nin kontrol ettiği bölgede yaşayan birçok Kürt ve Arap aşiretinin, SDG'nin varlığından rahatsızlık duyduğu ve Şam yönetiminin egemenliğini tercih ettiği belirtildi. Suriye ordusunun Rakka'ya doğru ilerlediği süreçte birçok aşiret, merkezi yönetimin yanında olduğunu açıkladı. Bahçeli, SDG'nin terör örgütü olduğunu ve Suriye Kürtlerini temsil etmediğini vurguladı.
TÜRKİYE'NİN DESTEĞİ VE KÜRT KİMLİĞİ
Türkiye'nin Suriye'nin üniter yapısına verdiği açık ve kararlı desteğin, Şam yönetiminin elini güçlendirdiğini ve SDG'nin dış destek beklentilerini sınırladığını ifade etti. Ayrıca, Ahmed el-Şara'nın imzaladığı 13 sayılı kararnameyle Suriyeli Kürt vatandaşların kültürel ve dilsel kimliklerinin Suriye ulusal kimliğinin vazgeçilmez bir unsuru olarak tanındığını belirtti. Bu kararnamenin, SDG'nin 'Kürtlerin temsilcisi' olduğu yönündeki iddiasını zayıflattığını kaydetti. Bahçeli, 10 Mart mutabakatının tüm maddeleriyle uygulanması gerektiğini ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasının önemini vurguladı.



