EKONOMİ
Yayınlanma : 25 Ekim 2025 15:09
Düzenleme : 25 Ekim 2025 15:09

Ayakkabı sektöründe varoluş mücadelesi: AYSAD Başkanı Salıcı'dan 'ya tedbir ya yok oluş' uyarısı

Ayakkabı sektöründe varoluş mücadelesi: AYSAD Başkanı Salıcı'dan 'ya tedbir ya yok oluş' uyarısı
Ayakkabı sektörü tarihinin en büyük krizini yaşıyor: 315 milyon dolarlık dış ticaret açığı ve kontrolsüz ithalat nedeniyle AYSAD Başkanı 'ya tedbir ya yok oluş' uyarısı yapıyor.

Türkiye'nin köklü ayakkabı sanayisi, kontrolsüz ithalat ve fahiş maliyetler nedeniyle tarihinin en kritik dönemecinde. Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Başkanı Sait Salıcı, sektörün 'varoluşsal bir kriz' yaşadığını belirterek acil önlem çağrısında bulunuyor. 2025'in ilk yarısında 315 milyon dolarlık dış ticaret açığıyla karşılaşan sektör, yıllardır sürdürdüğü fazla verme geleneğini kaybetmiş durumda.

KRİZİN ARKA PLANI: İTHALAT TSUNAMİSİ

Çin'den 262,9 milyon dolar, Vietnam'dan 225,4 milyon dolarlık ayakkabı ithalatı, yerli üreticiyi adeta boğuyor. Sektör temsilcileri, hazır giyimde yaşanan on binlerce işsizlik ve binlerce firma kapanması senaryosunun ayakkabı sektöründe tekrarlanmaması için alarm zillerinin çaldığını vurguluyor. Salıcı'nın ifadesiyle 'Çin dersine çok iyi çalıştı, biz ise emek yoğun alanlarda sıkıştık' sözleri, durumun vahametini gözler önüne seriyor.

KURTULUŞ REÇETESİ: 4 ANA MADDE

AYSAD Başkanı, sektörün ayakta kalabilmesi için dört maddelik bir eylem planı sundu. İthal ikamesi yaratacak yatırımların hızlandırılması, gümrük vergilerinin etkinleştirilmesi, sektörel dayanışmanın güçlendirilmesi ve Kasım'daki AYSAF Fuarı'nın 'kurtuluş köprüsü' olarak değerlendirilmesi bu planın temel taşlarını oluşturuyor. Salıcı, 'Önümüzdeki aylar bir dönüm noktası olacak' diyerek zamanın daraldığının altını çiziyor.

İNSANİ BOYUT: ON BİNLERCE AİLENİN GELECEĞİ

Krizin perde arkasında, on binlerce ailenin geçim kaynağının tehlikede olduğu gerçeği yatıyor. Sektörde çalışan ustalar, işçiler ve küçük atölye sahipleri, belirsizlik bulutları altında gelecek kaygısı taşıyor. Yerli üretimin çöküşü, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda nesillerdir süren bir mesleki birikimin ve kültürel mirasın da yok olma tehlikesi anlamına geliyor.