Atlantik Okyanusu'nda daha önce eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaşan 'Büyük Sargassum Kuşağı', uydu verileri ve saha gözlemleriyle dehşet verici bir tabloyu ortaya koydu. Mayıs ayında yapılan ölçümlerde, 37,5 milyon ton ağırlığındaki deniz yosunu kütlesinin Afrika kıyılarından Amerika kıtasına kadar uzanan kesintisiz bir bant oluşturduğu belirlendi. Bu devasa yosun yığınının 2025 yılına kadar 5 bin 500 mil uzunluğa ulaşarak, ABD'nin genişliğinin iki katını geçmesi bekleniyor.
Hızla Büyümenin Arkasındaki Gizem Çözülüyor
Florida Atlantic Üniversitesi Harbor Branch Oşinografi Enstitüsü tarafından yürütülen ve 'Harmful Algae' dergisinde yayımlanan 40 yıllık kapsamlı çalışma, sargassumdaki bu hızlı artışın ardındaki nedenleri aydınlattı. Araştırmacılar, 1980 yılından bu yana sargassum dokusundaki azot oranının yüzde 55'lik dikkat çekici bir artış gösterdiğini tespit etti. Bu durum, büyümenin artık yalnızca doğal okyanus akıntılarıyla açıklanamayacağını gösteriyor.
Tarım ve Atıklar Denizleri Tehdit Ediyor
Bilimsel bulgular, bu olağanüstü büyümenin ana kaynağının artık sadece doğal okyanus hareketleri olmadığını, aynı zamanda tarımsal akıntılar, atık su deşarjları ve Amazon ile Mississippi gibi büyük nehirlerin taşıdığı besin maddeleri olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle Amazon Nehri'nin sel dönemlerinde okyanusa bıraktığı bol miktardaki azot ve fosforun, yosun kütlesinin sadece 11 gün gibi kısa bir sürede iki katına çıkmasına neden olduğu belirtiliyor. Normalde 100'den fazla deniz canlısı için hayati bir yaşam alanı ve besin kaynağı olan sargassum, bu aşırı artışıyla ekosistemi ve kıyı ekonomilerini ciddi şekilde tehdit eder hale geldi. Sahillerde biriken ve çürüyen dev yosun yığınları zehirli hidrojen sülfür gazı yayarken, deniz yüzeyini kaplayan kütleler sudaki oksijeni tüketerek mercan resiflerine zarar veriyor ve 'ölü bölgeler' oluşturuyor. Başta turizm bölgeleri olmak üzere kıyı ekonomileri temizlik maliyetleri ve ziyaretçi kaybı nedeniyle büyük darbe alırken, çürüyen matların metan ve diğer sera gazlarını salması küresel karbon döngüsü üzerindeki etkileri de tartışmaya açıyor. Uzmanlar, ısınan denizler ve devam eden azot girdisi nedeniyle bu durumun kalıcı hale gelebileceği uyarısında bulunarak, uluslararası bir izleme ağı kurulması ve karasal kaynaklı besin kirliliğinin azaltılması gerektiğini vurguluyor.


