EKONOMİ
Yayınlanma : 03 Şubat 2026 09:03
Düzenleme : 03 Şubat 2026 09:03

Araç kiralama sektörü 2026'da mobiliteyi merkeze alacak: Güven ve şeffaflık anahtar!

Araç kiralama sektörü 2026'da mobiliteyi merkeze alacak: Güven ve şeffaflık anahtar!
Araç kiralama sektörü 2026'da mobiliteyi merkeze alırken, globalde 169 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye'de ise dijitalleşme ve güven ön plana çıkıyor.

Araç kiralama sektörünün geleceğine dair önemli öngörülerde bulunan Fırat Fidan, sektörün global ölçekte büyüme ivmesini sürdüreceğini belirtti. Küresel pazar analizleri, bu dinamik alanın mobilite deneyimini ön plana çıkaracağı bir geleceğe işaret ediyor.

2026'da Küresel Pazar Büyüklüğü ve Büyüme Oranları

Uluslararası pazar araştırma raporlarına göre, küresel araç kiralama pazarının 2026 yılına kadar yaklaşık 169 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Sektörün 2026-2031 döneminde ise %10,36'lık bir bileşik yıllık büyüme oranıyla gelişme kaydedeceği tahmin ediliyor. Bu rakamlar, araç kiralama hizmetlerinin küresel mobilite ekosistemindeki yerinin giderek daha kalıcı ve önemli hale geldiğini gösteriyor.

Türkiye'deki Sektörün Mevcut Durumu ve Dijitalleşme

Türkiye'de araç kiralama sektörü, operasyonel filo büyüklüğü ve aktif büyüklük açısından önemli bir olgunluğa erişmiş durumda. TOKKDER–NielsenIQ'nun son raporuna göre, sektörün aktif büyüklüğü 314,7 milyar TL'yi bulurken, yönetilen filo ise 235 bin adede ulaştı. Bu veriler, Türkiye'deki pazarın Avrupa ile kıyaslanabilir bir operasyonel hacme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa ve Kuzey Amerika'da dijital rezervasyon ve teslim süreçleri standartlaşırken, Türkiye'de dijital kullanıcı deneyimi özellikle havalimanı operasyonlarında gelişim göstermeye devam ediyor.

Gelecekte Güven ve Şeffaflığın Rolü

Fırat Fidan, yapay zeka ve otomasyonun operasyonel hız artışına katkı sağlasa da, sektörde asıl farkı yaratacak unsurun hızdan ziyade güven olduğunu vurguladı. Müşterilerin, süreçlerin nasıl işlediğini ve ödemelerinin hangi gerekçelerle yapıldığını net bir şekilde anlamak istediği belirtiliyor. Gelecekte, teknolojiyi sadece verimlilik için değil, aynı zamanda şeffaflık ve adalet prensiplerini desteklemek amacıyla kullanan şirketlerin ön plana çıkacağı öngörülüyor. 2026 yılı için araç tedarikinden finansmana kadar tüm süreçlerin stratejik bir dengeyle yönetilmesi gerektiği ve başarının vizyon ile gerçekçiliğin birleşimiyle elde edileceği ifade edildi.