Arizona'daki Culdesac mahallesinde yaşayanlar, evlerine yürürken kendilerini bir Yunan adasında veya İtalya'nın kıyı kasabalarında gibi hissettiklerini söylüyor. Beyaz binalar, begonvillerle süslü duvarlar ve peri ışıklarıyla aydınlatılan meydanlar, mahallenin görsel kimliğini oluşturuyor.
ARABASIZ YAŞAMIN MİMARİSİ
Mimar Daniel Parolek, tasarım sürecinde otomobil çağından önce inşa edilen Avrupa kasabalarından ilham aldığını belirtiyor. Bu yaklaşım, insanların araçlara hapsolmadan, yürüyerek sosyalleşebileceği bir ekosistem yaratma amacını taşıyor. Mahallede yaşayanlar, markete, doktora, spor salonuna veya restoranlara sadece birkaç dakikalık yürüyüşle ulaşabiliyor.
ULAŞIM VE ÇEVRE ÇÖZÜMLERİ
Kişisel araç sahibi olmanın yasak olduğu Culdesac'ta, 'arabasız ama ulaşım açısından zengin' mottosuyla hareket ediliyor. Hafif raylı sistem, otonom robot taksiler, elektrikli bisikletler ve saatlik kiralanabilen paylaşımlı elektrikli araçlar hizmet veriyor. Bu model, bireylerin yıllık karbon emisyonunu yaklaşık 3,6 tona kadar azaltma potansiyeli taşıyor. Arizona'nın kavurucu sıcaklarıyla mücadele için binalar birbirine yakın yerleştirilerek gölge koridorları oluşturuluyor ve beyaz boyalarla ısı yansıtılıyor.
CANLI BİR EKONOMİK MERKEZ
Culdesac sadece bir konut projesi değil, aynı zamanda canlı bir ekonomik merkez. İçerisinde James Beard ödüllü restoranlardan butik kafelere kadar 21 küçük işletme bulunuyor. Dükkan sahiplerinin birçoğunun aynı mahallede yaşıyor olması, mahalle kültürünü yeniden canlandırıyor. Yaya trafiğinin teşvik edilmesi, komşular arasındaki iletişimi artırarak sosyal izolasyonu ve yalnızlığı azaltıyor. Proje, ABD genelinde yeni bir kalkınma modeli olarak büyük ilgi görüyor.


