Antik dünyanın en büyük gizemlerinden biri olan ve uğruna imparatorlukların servet harcadığı 'mucize bitki' Silphium, tam 2.000 yıl sonra Anadolu topraklarında yeniden gün yüzüne çıkmış olabilir. İstanbul Üniversitesi'nden Profesör Mahmut Miski'nin yürüttüğü ve Plants dergisinde yayımlanan çığır açıcı çalışma, tarih kitaplarının 'nesli tükendi' diyerek rafa kaldırdığı efsanevi bir bitkinin izini Anadolu'nun sarp yamaçlarında sürüyor. Antik Yunan, Roma ve Mısır imparatorluklarının gümüşle aynı ağırlıkta değer biçtiği bu eşsiz hazine, Sezar'ın imparatorluk kasasında altınlarla birlikte saklanıyordu.

Tıptan Mutfağa Geniş Kullanım Alanı
Silphium, antik çağda sadece bir bitki değil, aynı zamanda başlı başına bir ekonomi unsuru ve tıp alanında bir mucize olarak kabul ediliyordu. Altın sarısı çiçekleri ve kalın gövdesiyle bilinen bu bitki; mutfak kültüründen cerrahi müdahalelere, hatta antik dönemin en etkili doğum kontrol yöntemine kadar akıl almaz genişlikte bir yelpazede kullanılıyordu. Tarihçi Yaşlı Pliny, bu değerli bitkinin bilinen son örneğinin M.S. 1. yüzyılda İmparator Nero'ya hediye edildiğini ve o günden sonra bir daha görülmediğini kaydetmişti. Binlerce yıl boyunca aşırı hasat ve iklim değişiklikleri nedeniyle yok olduğu düşünülen bu efsane, Mahmut Miski'nin yerel köylülerin rehberliğinde Anadolu'nun korunaklı bölgelerinde rastladığı Ferula Drudeana türüyle yeniden dünya gündemine oturdu.

Görsel ve Biyokimyasal Kanıtlar İkna Edici
Profesör Miski'nin Ferula Drudeana türünü Silphium ile ilişkilendirmesinin arkasında güçlü görsel ve coğrafi kanıtlar bulunuyor. Antik paralarda resmedilen Silphium tasvirleri incelendiğinde, yaprakların gövde üzerinde birbirine tam zıt konumlandığı dikkat çekiyor. İlginç bir şekilde, bilinen tüm 'Ferula' türleri arasında bu özgün yaprak dizilimine sahip tek tür, Anadolu'da keşfedilen Ferula Drudeana'dır. Bitkinin ana vatanı olan Kuzey Afrika'dan binlerce kilometre uzakta, Anadolu'da ortaya çıkması ilk bakışta şaşırtıcı görünse de, keşif yapılan noktaların geçmişte Mısırlı yerleşimciler tarafından kullanılmış olması bu gizemi aydınlatıyor. Uzmanlar, antik çağın bu 'yeşil altınını' yanlarında getiren Mısırlıların, bitkiyi Anadolu topraklarında kültüre almış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Dahası, tarihi kayıtlara göre Silphium; siyatik ağrılarından mide bozukluklarına, epilepsiden kötü huylu tümörlerin tedavisine kadar her derde deva olarak görülüyordu. Modern laboratuvar analizleri, Ferula Drudeana'nın içeriğinde de benzer şekilde yüksek düzeyde anti-enflamatuar, antioksidan ve anti-mikrobiyal özellikler taşıyan bileşenler olduğunu kanıtladı. Bu tıbbi örtüşme, bilim insanlarının bu 'yeni' bitkinin aslında 'kayıp' Silphium olduğuna dair inancını güçlendiriyor. Ancak kesin bilimsel yargı için DNA testi ve antik örneklerin bulunması gerekiyor.


