GÜNDEM
Yayınlanma : 10 Mayıs 2026 17:36
Düzenleme : 10 Mayıs 2026 17:38

Anneler gününde Uygur annelerin çığlığı dünyayı dayanışmaya çağırıyor

Anneler gününde Uygur annelerin çığlığı dünyayı dayanışmaya çağırıyor
Uygur Hareketi tarafından yayımlanan açıklama, Çin yönetiminin Doğu Türkistan'daki baskıcı politikaları nedeniyle çocuklarından koparılan ve sistematik şiddete maruz kalan milyonlarca Uygur annenin yaşadığı dramı uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı.

Uygur Hareketi (CFU), Anneler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, Çin'in Doğu Türkistan'da yürüttüğü uygulamaların özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde yıkıcı etkiler bıraktığını duyurdu. Kuruluş, doğum oranlarını düşürmeyi hedefleyen zorla kürtaj, kısırlaştırma ve devlet kontrolündeki doğum politikalarını "soykırım araçları" olarak nitelendirdi.

DOĞUM ORANLARINDA ÇARPICI DÜŞÜŞ

Açıklamada, araştırmacı Adrian Zenz’in verilerine dayandırılarak, bölgedeki bazı kesimlerde Uygur doğum oranlarının yüzde 50 seviyelerine kadar gerilediği aktarıldı. İnsan hakları savunucuları, Uygur kadınlarının sadece etnik kimlikleri nedeniyle sistematik bir baskı çemberine alındığını savunuyor.

Uygur Hareketi Başkanı Ruşen Abbas, Anneler Günü’nün Uygur anneler için bir kutlama değil, "acı ve ayrılığın sembolü" olduğunu belirtti. Kendi kız kardeşi Doktor Gülşen Abbas’tan da yıllardır haber alamadığını hatırlatan Ruşen Abbas, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Çin’in baskıcı yönetimi altında yaşayan ve ÇKP’nin soykırımcı politikalarına maruz kalan Uygur kadınları için Anneler Günü, parçalanmış ailelerin ve çoğunun sahip olma ve yetiştirme hakkından mahrum bırakıldığı çocukların acı bir hatırlatıcısıdır. Kız kardeşim Gülşen ve diğer tüm Uygur kadınları ve anneleri özgür olmalı, günlerini çocukları ve aileleriyle birlikte geçirmelidir. Bu Anneler Günü’nde uluslararası toplum Uygur kadınlarının yanında durmalıdır. Kadın hakları savunucularının sessizliği kulakları sağır ediyor. Uzlaşmacı bir BM, sessiz dünya liderleri ve Çin çıkarları tarafından finanse edilen Hollywood arasında ihanet tam anlamıyla tamamlanmıştır. Onlar dürüstlüğü nüfuzla takas etmiş olabilirler, ancak ruhumuz güçlüdür. Gerçek satın alınamaz ve galip gelecektir.”

ÇOCUKLAR AİLELERİNDEN KOPARILIYOR

Yayımlanan metinde, milyonlarca Uygur çocuğunun ailelerinden alınarak devlet kontrolündeki yatılı okullara ve yetimhanelere gönderildiği iddialarına yer verildi. Bu merkezlerde çocukların yoğun ideolojik eğitime tabi tutulduğu ve kültürel kimliklerinden uzaklaştırıldığı kaydedildi. Ayrıca kamp ortamlarında kadınların işkence, cinsel şiddet ve psikolojik baskıya maruz kaldığına dair artan tanıklıklar, uluslararası kuruluşlarca "insanlığa karşı suç" olarak tanımlanıyor.

ULUSLARARASI KURULUŞLARA ÇAĞRI

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW) başta olmak üzere, dünya genelindeki kadın hakları örgütlerine Çin üzerindeki baskıyı artırma çağrısında bulunuldu. Diasporada yaşayan Uygur gençleri ise sosyal medyada başlattıkları kampanyalarla, çocukların büyükannelerini tanımadan büyüdüğüne dikkat çekerek annelerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.

2017 yılında kurulan Uygur Hareketi, bu yılki mesajının ana temasını "Uygur annelerini unutmayın" olarak belirleyerek, Doğu Türkistan'daki sessiz çığlığın duyulması gerektiğini vurguladı.