İnsanın Allah'a inanması ve O'na şükretmesi, hem dünyada hem de ahirette kendi çıkarına hizmet eder. Nankörlük eden kaybederken, verilen nimetlere şükreden karlı çıkar. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını görecektir. Bu nedenle müminler, az ya da çok demeden, Allah'ın tüm nimetlerine hamdeder ve O'na tam bir itaat içinde olmaya gayret ederler. Böylece Allah'ın rızasını kazanırlar. Kur'an-ı Kerim'de Zümer Suresi'nin 7. ayetinde şöyle buyrulur: “Eğer inkâr ederseniz bilesiniz ki Allah’ın size ihtiyacı yoktur; ama O, kullarının nankörlüğüne razı olmaz, şükrederseniz bu tutumunuzdan hoşnut olur. Hiç kimse başkasının günah yükünü yüklenmez; sonunda dönüşünüz rabbinize olacak, ardından O, neler yapıp ettiğinizi size bildirecektir. O, kalplerin derinliklerini bilmektedir.”
ALLAH'IN SEVDİĞİ KULLAR: İSLAM'A DÜŞMANLIK EDENLERE YAKINLIK GÖSTERMEYENLER
Müminlerin dostu ve rehberi yalnızca Allah ve Resulü'dür. Bu nedenle müminler, Allah ve Resulü'nün yolunda yürüyenleri dost edinir, onlara düşmanlık veya ihanet etmezler. Aile veya arkadaşlar tarafından yanlış yollara davet edildiklerinde bile, imanlarının gereği olarak hak yolundan ayrılmazlar. Bu yolda zorluklar ve eziyetler görse de doğruluktan vazgeçmezler. Bu tutumları, Yüce Allah'ın razı olduğu ve sevdiği kullardan olmalarını sağlar. Mücadele Suresi'nin 22. ayeti bu durumu şöyle açıklar: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir topluluğun, Allah’a ve peygamberine düşmanlık eden kimselere -babaları, oğulları, kardeşleri yahut diğer akrabaları da olsa- sevgiyle bağlandıklarını göremezsin. İşte Allah bu müminlerin kalplerine imanı nakşetmiş ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları -orada ebedî kalmak üzere- altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah’tan yana olanlardır; iyi bilinmeli ki kurtuluşa erecek olanlar da Allah’tan yana olanlardır!”
KARŞILIKSIZ YARDIM EDENLER VE BİATLILAR ALLAH'IN SEVGİSİNİ KAZANIR
Birine borcumuz varsa onu ödemek ahlaki bir görevdir. Ancak hiçbir borcumuz olmadığı halde, sırf Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, onları sevindirdiği gibi Allah'ı da hoşnut eden yüce bir ameldir. Gerçek kahramanlık ve fedakarlık, karşılık beklemeden, minnet altında bırakmadan yapılan yardımdır. Leyl Suresi'nin 17-21. ayetlerinde şöyle buyrulur: “Malını Allah yolunda verip arınan takvâ ehli ise ondan (ateşten) uzak tutulur. O öyle biridir ki, hiç kimsenin kendisi üzerinde karşılığını ödeyeceği bir hakkı olmadığı halde sırf yüce rabbinin rızâsını kazanmak için yardım eder. Ve sonunda hoşnut da olacaktır.” Ayrıca, Allah Resulü'ne (sav) bağlılık yemini edenler, zorlu mücadeleler karşısında bile kararlılık gösterenler Allah'ın özel sevgisini kazanır. Hudeybiye'de Rıdvan Biatı'nda olduğu gibi, ölüm pahasına verilen bu sözler, Allah için ve O'nun dini için verildiğinde, Allah onlardan razı olmuştur. Fetih Suresi'nin 18. ayeti bu durumu vurgular: “O ağacın altında sana bağlılık sözü verdikleri sırada o müminlerden Allah razı olmuştur; gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur ve güven vermiş, pek yakın bir fetihle ve elde edecekleri birçok ganimetle de kendilerini ödüllendirmiştir. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.”



