GÜNDEM
Yayınlanma : 13 Mayıs 2026 06:59
Düzenleme : 13 Mayıs 2026 06:59

Aile bağları zayıflıyor, yalnız yaşayanların sayısı artıyor: Türkiye'nin nüfus yapısındaki çarpıcı değişim

Aile bağları zayıflıyor, yalnız yaşayanların sayısı artıyor: Türkiye'nin nüfus yapısındaki çarpıcı değişim
TÜİK'in 2025 verileri, Türkiye'de hane halkı büyüklüğünün azaldığını, tek kişilik hanelerin arttığını ve geniş aile yapısının zayıfladığını gösteriyor. Gençler aileleriyle yaşarken, yaşlılar giderek daha yalnız kalıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yayımladığı 'İstatistiklerle Aile 2025' bülteni, ülkemizdeki aile yapısında yaşanan köklü değişimlere ışık tutuyor. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre, 2008 yılında ortalama 4 kişi olan hane halkı büyüklüğü, 2025 itibarıyla 3,08 kişiye kadar geriledi. Bu durum, geleneksel geniş aile yapısından giderek uzaklaşıp daha çekirdek veya tek kişilik hanelere yöneldiğimizin bir göstergesi.

TEK KİŞİLİK HANELERDE BÜYÜME, GENİŞ AİLELERDE DARALMA

Rapora göre, 2014'te yalnızca yüzde 13,9 olan tek kişilik hane halklarının oranı, 2025'te yüzde 20,5'e fırlamış durumda. Yani her beş haneden biri artık tek bir kişiden oluşuyor. Buna karşılık, çekirdek aile yapısı da küçülerek yüzde 67,4'ten yüzde 62,7'ye inerken, 'geniş aile' olarak tanımlanan yapılar ise yüzde 16,7'den yüzde 13,5'e gerilemiş. Bu istatistikler, bireyselleşmenin hızlandığını ve toplumsal bağların yeniden şekillendiğini net bir biçimde ortaya koyuyor.

GENÇLER ANNE BABAYLA YAŞIYOR, YAŞLILAR YALNIZ KALIYOR

İstatistikler, aile yapısındaki bu değişimlerin farklı yaş gruplarını da etkilediğini gösteriyor. 25-29 yaş arası evlenmemiş 3,5 milyondan fazla gençten yaklaşık 2,4 milyonu hala anne ve/veya babasıyla birlikte yaşıyor; bu oran yüzde 70'e ulaşıyor. Diğer yandan, 65 yaş ve üzeri nüfusun barındığı hanelerin yüzde 26,1'inde en az bir yaşlı fert bulunurken, bu yaşlıların 1,8 milyondan fazlası ise tamamen yalnız yaşıyor. Aileler hala en büyük mutluluk kaynağı olsa da (yüzde 69), bu oranın bir önceki yıla göre azaldığı dikkat çekiyor. Boşanma oranlarındaki artış ve çocuk velayetlerinin çoğunlukla annelere verilmesi de aile dinamiklerindeki değişimlerin bir başka boyutu olarak öne çıkıyor. Konut sahipliği oranlarının artması ve yoksulluk oranındaki hafif düşüş ise ekonomik açıdan olumlu gelişmeler olarak kayıtlara geçti.